<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Filistin İçin Ne Yapabilirim? &#187; Makaleler</title>
	<atom:link href="http://filistinicin.neyapabilirim.net/category/makaleler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://filistinicin.neyapabilirim.net</link>
	<description>Filistin için daha fazla beklemeyin, harekete geçin!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 16 Jul 2009 15:15:18 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Marcos&#8217;un Gazze Üzerine Konuşması</title>
		<link>http://filistinicin.neyapabilirim.net/marcosun-gazze-uzerine-konusmasi/</link>
		<comments>http://filistinicin.neyapabilirim.net/marcosun-gazze-uzerine-konusmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2009 10:33:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alikurtuldu (yönetici)</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[gazze]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[komutan marcos]]></category>
		<category><![CDATA[marcos]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filistinicin.neyapabilirim.net/?p=243</guid>
		<description><![CDATA[İki gün önce, şiddeti tartıştığımız gün, anlatmakta kelimelerin kifayetsiz kaldığı Condoleezza Rice, bir ABD yetkilisi, Gazze’de olup bitenlerin vahşi doğalarından ötürü Filistinlilerin hatası olduğunu beyan etti.
Dünyayı çapraz kesen yeraltı nehirleri kendi coğrafyalarını değiştirebilir ancak aynı şarkıyı söylerler.
Ve şu an bizim duyduğumuz, savaşın ve acının şarkısı.
Buradan çok uzakta değil, Gazze adında bir yerde, Ortadoğu’da, tam burada [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İki gün önce, şiddeti tartıştığımız gün, anlatmakta kelimelerin kifayetsiz kaldığı Condoleezza Rice, bir ABD yetkilisi, Gazze’de olup bitenlerin vahşi doğalarından ötürü Filistinlilerin hatası olduğunu beyan etti.</p>
<p>Dünyayı çapraz kesen yeraltı nehirleri kendi coğrafyalarını değiştirebilir ancak aynı şarkıyı söylerler.</p>
<p>Ve şu an bizim duyduğumuz, savaşın ve acının şarkısı.</p>
<p>Buradan çok uzakta değil, Gazze adında bir yerde, Ortadoğu’da, tam burada bizim yanı başımızda, İsrail hükümetinin ağır eğitimli ve silahlı ordusu ölüm ve yıkım yürüyüşüne devam ediyor.</p>
<p>Attığı adımlar klasik bir askeri işgal savaşının adımları: öncelikle “stratejik” askeri noktaları (askeri kılavuzların söylediği şekliyle) yok etmek amaçlı yoğun bir toplu bombalama ve direniş güçlerini “zayıflatmak”; sonra istihbarat üzerinde sıkı bir kontrol : “dış dünyada”, operasyon alanının dışı, görülen ve duyulan her şey askeri kriterlerle seçilmelidir; şimdi de taburların yeni mevzilere ilerlemesi için düşman askerlerinin üzerine yoğun top atışı; sonra da düşmanın garnizonunu zayıflatmak için bir kuşatma olacak; sonrasında da mevzi işgal eden ve düşmanı yok eden saldırı, ve muhtemel “direniş yuvalarının” “temizlenmesi”.</p>
<p>Modern savaşın askeri kitapçığı, birkaç varyasyon ve eklemeyle adım adım istilacı askeri güçler tarafından takip ediliyor.</p>
<p>Bunun hakkında çok şey bilmiyoruz ve “Ortadoğu’da çatışma” diye adlandırılan konu hakkında şüphe yok ki uzmanlar var, ancak dünyanın bu köşesinden bizim de söyleyeceğimiz bir şey var:</p>
<p>Haberlerdeki fotoğraflara göre İsrail hükümetinin hava güçlerince imha edilen “stratejik” noktalar; evler, kulübeler, sivil binalardır. Yıkıntıların ortasında tek bir sığınak, kışla, askeri havaalanı ya da bombardıman silahı görmüyoruz. Yani —ve lütfen cahilliğimizi bağışlayın— bize göre ya uçakların silahlarının kötü amaçları var ya da Gazze’de öyle “stratejik” noktalar yok.</p>
<p>Hiçbir zaman Filistin’i ziyaret etme onuruna sahip olmadık ancak insanların, erkeklerin, kadınların, çocukların ve yaşlıların -askerlerin değil- evlerde, kulübelerde ve binalarda yaşadıklarını varsayıyoruz.</p>
<p>Henüz direnişin takviye kuvvetlerini de görmedik, sadece yıkıntılar.</p>
<p>Ancak istihbarat kuşatmasının nafile çabalarını gördük ve işgali görmezden gelmekle alkışlamak arasında karar vermeye çalışan dünya hükümetlerini ve epey zamandır bir işe yaramayan, dışarıya ılımlı basın açıklamaları gönderen Birleşmiş Milletleri.</p>
<p>Ancak bekleyin. Birden aklımıza geldi belki de İsrail hükümetine göre bu erkekler, kadınlar, çocuklar ve yaşlılar düşman askerleri; ve böylece ikamet ettikleri kulübeler, evler ve binalar da yok edilmesi gereken kışlalardır.</p>
<p>Yani şüphe yok ki bu sabah Gazze’ye yağan kurşun yağmuru, İsrail birliklerinin ilerleyişini bu erkekler, kadınlar, çocuklar ve yaşlılardan korumak içindi.</p>
<p><img src="http://filistinicin.neyapabilirim.net/wp-content/uploads/marcos0706.jpg" alt="" /></p>
<p>Ve bütün Gazze’ye yayılan kuşatma ile zayıflatmak istedikleri düşman garnizonu orada yaşayan Filistin nüfusunun ta kendisi. Saldırıları bu nüfusu imha etmeye çalışacak. Ve bu kanlı geçeceği kolaylıkla tahmin edilebilir saldırıdan kaçmayı ya da saklanmayı başaran herhangi bir erkek, kadın, çocuk ya da yaşlı daha sonra “avlanacak”, böylece temizlik tamamlanacak ve operasyonları yöneten komutanlar da kendi efendilerine rapor verebilecekler: “Görevi tamamladık.”</p>
<p>Cahilliğimizi tekrar bağışlayın, belki de söylediğimiz asıl mevzunun dışındadır. Ve devam eden suçu mahkum etmek yerine, biz yerliler ve savaşçılar olarak, olup bitenin “siyonizm” mi “antisemitizm” mi olduğunu, ya da bunu başlatanın Hamas’ın bombaları olup olmadığını tartışıyor olmamız ve bu tartışmaların içinde bir konum almamız gerekiyor.</p>
<p>Belki bizim düşüncemiz çok basit ve analizler için çok gerekli olan nüansları ve dipnotları kaçırıyoruz, ancak Zapatistalar için bu durum profesyonel bir ordunun savunmasız bir nüfusu katletmesi gibi görünüyor.</p>
<p>Ezilenlerden ve soldan kim buna sessiz kalabilir?</p>
<p>Bir şeyler söylemek işe yarar mı? Bizim ağlayışlarımız bir bombayı dahi durdurur mu? Bizim sözümüz bir tek Filistinlinin dahi yaşamını kurtarır mı?</p>
<p>Evet, bize göre bu işe yarar. Belki bir bombayı durduramayız ve sözümüz böylelikle fişeğinin üzerine “IMI” ya da “Israeli Military Industry” (İsrail Askeri Endüstrisi) harfleri kazınmış 5.56 mm ya da 9 mm kalibrelik mermilerin bir kız ya da oğlan çocuğunun göğsüne saplanmasını engelleyen bir zırhlı kalkana dönüşmeyecek. Ancak belki de sözümüz Meksika’daki ve dünyadaki öteki sözlerle güç birliği yapmayı başarır ve belki de ilk etapta bir mırıltı olarak duyulur, giderek gürleşir ve sonra Gazze’de duyulabilecek bir çığlık, feryat olur.</p>
<p>Biz sizin hakkınızda bir şey bilmiyoruz, ancak biz EZLN’den Zapatistalar, biz, yıkımın ve ölümün ortasında birkaç cesaret sözü duymanın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz.</p>
<p>Bunu nasıl açıklamam gerektiğini bilmiyorum ama olan şu ki, evet çok uzaktan sözler bir bombayı durduramaz ancak adeta ölümün kara odasında bir delik açılmış ve ufak bir ışık parıltısı içeriye düşermiş gibi olur.</p>
<p>Diğer her şey için olduğu gibi, ne olacaksa olacaktır. İsrail hükümeti terörizme ağır bir darbe indirdiğini açıklayacak, katliamın büyüklüğünü kendi halkından saklayacak, büyük silah üreticileri krizi göğüslemek için ekonomik destek sağlayacaklar ve “küresel kamuoyu”,  her zaman moda olan kolayca biçimlendirilebilir varlık, başka tarafa yönelecek.</p>
<p>Ancak hepsi bu değil. Filistin halkı da direnecek ve yaşayacak ve mücadele etmeye devam edecek ve amaçları komiçin ezilenlerden sempati görmeye devam edecek.</p>
<p>Ve belki Gazze’den bir kız ya da erkek çocuğu da yaşayacak. Belki büyüyecekler, onlarla beraber kuvvetleri, kızgınlıkları ve öfkeleri de büyüyecek. Belki Filistin’de mücadele eden gruplardan biri için asker ya da milis olacaklar. Belki kendilerini İsrail’le savaş halinde bulacaklar. Belki bunu bir silahı ateşleyerek yapacaklar. Belki kendilerini bellerine sarılı bir kuşak dinamitle feda edecekler.</p>
<p>Ve sonra tepede, yukarıdan birileri Filistinlilerin vahşi doğaları hakkında yazacak ve bu şiddeti kınayan açıklamalar yapacak ve bunun siyonizm mi anti-semitizm mi olduğunu tartışmaya geri dönecekler.</p>
<p>Ve hiç kimse şu anda hasat edileni kimin ektiğini sormayacak.</p>
<p>Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu erkekleri, kadınları, çocukları ve yaşlıları adına,</p>
<p>Komutan Yardımcısı İsyancı Marcos</p>
<p>Meksika, 4 Ocak, 2009 (SIM/OG/TK)</p>
<p>* Komutan Yardımcısı İsyancı (Subcommandante Insurgente) Marcos’un 4 Ocak’ta Dünya Onurlu Öfke Festivali’nde Gazze üzerine yaptığı konuşmanın tam metni. Metni İngilizce çevirisinden Onur Günay Türkçeleştirdi.</p>
<p>kaynak: bianet.org</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filistinicin.neyapabilirim.net/marcosun-gazze-uzerine-konusmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Öykü: Gazze&#8217;nin Düğünleri&#8230;</title>
		<link>http://filistinicin.neyapabilirim.net/bir-oyku-gazzenin-dugunleri/</link>
		<comments>http://filistinicin.neyapabilirim.net/bir-oyku-gazzenin-dugunleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2009 18:13:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alikurtuldu (yönetici)</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[gazze]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim nasrullah]]></category>
		<category><![CDATA[öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filistinicin.neyapabilirim.net/?p=231</guid>
		<description><![CDATA[Gazze&#8217;nin Düğünleri
Uzanmış yatıyorlardı. &#8220;Güneş tepede,&#8221; dedim. Belki yüz kere. Fakat hiçbiri oralı değildi. &#8220;Ansızın üzerinize çöküveren bu üşengeçlik de neyin nesi? Eskiden böyle değildiniz. Eş, oğul, kardeş! Ne kadar da uzun sürdü uykunuz! Haydi, uyanın artık! Bakın güneş ne kadar yükselmiş, Bari, bari bir şeyler söyleyin, konuşun benimle, yoksa çekip gideceğim.&#8221;

&#8220;Çay hazır, kahvaltı hazır, sizinle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazze&#8217;nin Düğünleri</strong></p>
<p>Uzanmış yatıyorlardı. &#8220;Güneş tepede,&#8221; dedim. Belki yüz kere. Fakat hiçbiri oralı değildi. &#8220;Ansızın üzerinize çöküveren bu üşengeçlik de neyin nesi? Eskiden böyle değildiniz. Eş, oğul, kardeş! Ne kadar da uzun sürdü uykunuz! Haydi, uyanın artık! Bakın güneş ne kadar yükselmiş, Bari, bari bir şeyler söyleyin, konuşun benimle, yoksa çekip gideceğim.&#8221;<br />
<span id="more-231"></span></p>
<p>&#8220;Çay hazır, kahvaltı hazır, sizinle konuşmayı kurduğum mevzular hazır. Haydi ama..&#8221; Ne desem, ne yapsam nafileydi. Bir türlü uyanmıyorlardı.</p>
<p>Allahım! Nereden çöküvermişti bu üşengeçlik üzerlerine. Biraz kalbi katı biri olsam, kalbim katılaşıverse biraz, çeker alırdım üzerinizdeki şu örtüleri de saçıverirdim havaya, fırtınalar estirirdim onlardan. Gelin görün ki kalbime geçmezdi sözüm.</p>
<p>&#8220;Daha o gün özlerdim seni.&#8221;</p>
<p>Senden başka kim, kim söyleyebilirdi bunu canım kardeşim, Mustafa&#8217;m! Herkesin benden ayrılıp bir yerlere gittiği, kiminin Ürdün, kiminin Suriye&#8217;ye gittiği, hatta kiminin İsveç&#8217;e ulaşabildiği yerde beni bırakmayan biricik kardeşim.</p>
<p>Hatırlar mısın? Gidecekleri yerleri dillerinden düşürmez, gözlerini kulaklarını hep oralara dikerlerdi. Her yerin sizden birini çağırdığını ve sizin de yalnız o sese dikkat kesildiğinizi bilirdim. O sesi öyle dikkatle takip ederlerdi ki nihayet onunla birlikte gözden kaybolup giderlerdi. Evet, onlara böyle demiştin, bir filozof gibi! Onlar ise alaycı bir ifadeyle şöyle karşılık vermişlerdi sana: &#8220;Söyler misiniz Mustafa Bey! Sizi nere çağırıyor? Sadece onun sesini duyduğunuz o gizemli yer neresi acaba?&#8221; Tereddütsüz toprağı göstermiştin.</p>
<p>&#8220;Toprak bir yer sayılmaz ki, toprak mekândır. Yer onun üstündedir&#8221; dediklerinde şu cevabı vermiştin:</p>
<p>&#8220;Her yer onda bir olur. Ona sahip olan, her yere sahip olur.&#8221;<br />
<img src="http://filistinicin.neyapabilirim.net/wp-content/uploads/gaza.jpg" alt="" /></p>
<p>O söz ne kadar da sevindirmişti beni. Sadece hep yanımda, hep Gazze&#8217;de kalacağın için değil. Evlenip çocuğum olmadığında tek başıma, yalnız bir ağaç gibi kalıvermeme razı olmadığın için değil. Hayır. Bundan değildi sevincim. Sevinmiştim işte, o kadar. Randa&#8217;ya bu sözü söylediğimde, onun da çok hoşuna gitmiş ve &#8220;Bu sözü yazabilir miyim&#8221; diyerek izin istemişti.</p>
<p>&#8220;Elbette&#8221; dediğimde yanından ayırmadığı günlüğüne dikkatle yazmıştı.</p>
<p>Kaç Mustafa&#8217;m var ki benim? Ah! Söyler misiniz kaç Mustafa&#8217;m? Okumamı, üniversite bitirmemi ısrarla isteyen Mustafa&#8217;mı bu kadar anlamışım, sözüyle sevinmişim çok mu?</p>
<p>Ne olur affet, bunu söylemeliyim Mustafa. Çocukların için duyduğun endişe değil, Gazze kıyısındaki şu çileli hayatın ötesinde bir düşün vardı seni böyle sürükleyen. Hayır. Ne olur yanlış anlama beni! Evlensen, boyunca çocukların da olsa burada, yanımda kalırdın eminim. Hayatları için endişelendiğin yirmi çocuğun da olsa yanımda kalırdın. Açık etmesen de hiçbir zaman, kalbinden geçenleri çok iyi bilirim: &#8220;Ya Emine? Onu burada kime bırakır gideriz?!&#8221;</p>
<p>Senden böyle bir ifade duymadım. Fakat onlara söylediğinden emindim. Burada benimle kalmak için her defasında farklı bir mazeret bulman onları da mutlu ediyordu elbette. Kendi aralarında fısıldaşıyorlardı: &#8220;En azından kız kardeşimizle ilgilenecek biri var.&#8221;</p>
<p>Sen kaldın. Hep yanımda kaldın. Bazen şöyle derdin: &#8220;Bir Filistin söylencesi vardır; Allah insanı iki topraktan yaratırmış. Biri doğduğu mekânın toprağı, diğeri öleceği mekânın toprağı.&#8221; Sen ve ben yalnız bu topraktan yaratılmıştık. Çünkü biz burada doğmuştuk ve burada ölecektik. Bunu önceden beri biliyordun. Biz yalnız bu topraktan yaratılmıştık. Bizi çağıran da, zamanında bize hayat veren topraktı. Daha baştan böyleydi. Bu kadar net bir sesi duymamak mümkün müydü?</p>
<p>Şehit Muhammed Musa Ebu Cezer&#8217;in hikâyesini hatırlarsın. Elbette iyi hatırlarsın. Onun hikâyesi, sözünü bire bir doğrulamıştı. Başka nasıl açıklanabilir ki? Kırk yıl gurbette yaşamış, Filistin dışında sayısız çarpışmaya katılmış bir insan düşünün. Toprağına dönüyor ve Refah&#8217;ı savunurken şehit düşüyor!</p>
<p>Ah! Ah Mustafa!</p>
<p>Onlara söylediğin sözü şimdi, şimdi daha iyi anlıyorum! İçim aydınlanıyor ve her şeyi açıkça görebiliyorum. Elinle niçin toprağa işaret ettiğini şimdi anlıyorum. Demek sen toprağın sesini duyuyordun. Oysa bana hiç bildirmedin. Anladım Mustafa&#8217;m. O söylenceyi duymuş olsam da olmasam da mazeretim olamaz. Önemli olan onu hissetmemizdir. Çünkü o, içimizdedir, sendedir, damarlarında akan kandadır duyabiliyorum.</p>
<p>Nasıl anlamadılar?</p>
<p>Her zaman en az on adım önlerinden giderdin. Abartmak istemiyorum. Çünkü abartıyı sevmem. Zira zaman bana karşı yeterince hatta fazlasıyla abartılıydı. Evet, en az on adım önlerinden giderdin. Hatırlıyorum. Cemal beni istemeye geldiğinde, babamla konuşurken, pek de sürpriz olmayan o soru karşısında şaşırıp kalmıştı: &#8220;Kızımızı nerden tanıyorsun?&#8221;</p>
<p>Zavallının eli ayağı birbirine dolanmıştı. Ne diyeceğini bilemedi. Daha sonra bana şöyle demişti: &#8220;O an sanki başımdan aşağı kaynar sular döküldü.&#8221; Kız da türlü endişelerle doluydu. Cemal o sahneyi sık sık hatırlar ve gülerek anlatırdı: &#8220;O gün öyle bir terledim ki Emine, anlatamam. Bildiğin türden bir ter olsa, giysilerimin altından akışını hissederdim. Ama o, giysilerin altından ve üstünden gelen tuhaf bir terdi.&#8221;</p>
<p>Babası sordu: &#8220;Onu seviyor musun?&#8221;</p>
<p>Delikanlı cesaretini toplayarak cevap verdi: &#8220;Adam sevmediği bir kadınla evlenir mi efendim?&#8221;</p>
<p>&#8220;Alay mı ediyorsun benimle?!&#8221;</p>
<p>Evet, babam aynen böyle bağırdı. &#8220;Alay mı ediyorsun benimle?! Evlenecek kızım yok benim!&#8221;</p>
<p>O gün yalnız sen durmuştun yanımda. Yalnız sen söyleyivermiştin o sıradan sözcükleri: &#8220;Canını sıkma!&#8221;</p>
<p>&#8220;Canımı sıkmayım mı? Nasıl sıkmam abi? Nişanımız şimdi olmazsa başka ne zaman olacak? Mısır&#8217;dan döndükten sonra mı? Mezun olmasına daha dört yıl var. Dört yılda neler olacağını bir Allah bilir.&#8221;</p>
<p>Fakat sen aynı cümleyi tekrarladın: &#8220;Sıkma canını!&#8221;</p>
<p>&#8220;Böyle dediğine göre, bir şeyler biliyorsun. Söylesene, aklından neler geçiyor? Söylersen bu konuyu bir daha açmam&#8221; dedim.</p>
<p>&#8220;Cemal&#8217;ın ailesinden kopma, onları ziyaret etmeye devam et. Aileden biri gibi, oğullarının nişanlısı, müstakbel gelinleri gibi davran.&#8221;</p>
<p>&#8220;Böyle mi düşünüyorsun?!!&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Fakat babam çıldıracak?&#8221;</p>
<p>&#8220;Çıldırmak mı? Hayır, hiç sanmıyorum. Cemal Mısır&#8217;da değil de burada Gazze&#8217;de olsa dediğin olabilir. İlk günler biraz kızar ama sen aldırma.&#8221;</p>
<p>Dediklerinin hepsi oldu. Evet, söylediklerin aynen çıktı. Babam öfkelenip bağırdığında, &#8220;Cemal Mısır&#8217;da, Emine arkadaşlarına, komşulara gidiyor. Hem Cemallerin evinde anne babası ve kızlarından başka kimse yok&#8221; dedin. Fakat babam her seferinde &#8220;Onlara gitmeyecek dediysem gitmeyecek, o kadar!&#8221; diyordu.</p>
<p>O yıllar boyunca kendi evimizden çok nişanlımın evinde yaşadım. Günden güne babam artık nerede olduğumu sormaz oldu. Onlarla birlikte olmaktan mutluluk duyduğumu o da görüyordu. Rahmetli neden bu kadar sert görünmek zorundaydı. Baba olmaktan, dağ gibi derdimiz olmasından başka ne sebebi olabilirdi ki bu tavrın?</p>
<p>Bir gün beni çağırdı ve şöyle dedi: &#8220;Onunla evlen kızım. Bir genç kızın evi, eşinin ailesi tarafından sevgiyle ağırlandığı evdir. Görüyorum ki seni çok seviyorlar.&#8221;</p>
<p>Bunları söyleyip sustu. Neden sonra devam etti: &#8220;Delikanlıya gelince, sevdiğini söylemenin doğru şekli onunki değildir kızım. Öyle olmaz. Anladın mı?&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet baba&#8221; dedim.</p>
<p>O zaman gülmeye başladı. Hem gülüyor hem de şöyle diyordu: &#8220;Gerçekten bunu söylerken ciddi olduğumu mu sandın yavrum?! &#8221;</p>
<p>Güldü, güldü ve ölümüne kadar bu olayı andıkça hep güldü..</p>
<p>Allah rahmet etsin</p>
<p>***</p>
<p>Bakın ben de gülüyor, gülüyorum. Gülmemin bütün sınırları aştığını hissediyorum.</p>
<p>Öyleyse biraz ağlamam gerek.</p>
<p>Bakın ağladım!! Fakat şu anda sevinç mi yoksa acı gözyaşlarını mı sildiğimi bilmiyorum. Aklımı karıştırdınız!!</p>
<p>Haydi be çocuklar! Yeter artık!</p>
<p>Güneş tepeye çıktı. Ansızın üzerinize çöküveren bu üşengeçlik de neyin nesi? Eskiden böyle değildiniz. Eş, oğul, kardeş! Amma da uzun sürdü uykunuz! Haydi, uyanın artık! Bakın güneş ne kadar yükselmiş. Bari, bari bir şeyler söyleyin, konuşun benimle, yoksa çekip gideceğim.</p>
<p>Mustafa, Mustafa! Daha yapman gereken çok şey var. Oğlumun dayısısın. Hey Salih, sen de kalk! Kalk da şu güneşe bir bak. Bu güneş, sana doğum gününü müjdeliyor. Haydi, kaçırma onu. Senin için yeni bir yılın habercisi o. Kalksana uyuşuk şey! Tembel! İnsan, doğum günü güneşini kaçırır mı? Bugün senin için ne gecenin sonu var, ne duman! Ne zamandır bugünü beklediğimi biliyor musun sen?</p>
<p>Ne zamandır, bilmiyorum. Bir an parmaklarımla saymaya çalışıyorum. Fakat o da ne, parmaklarım bir türlü bitmiyor. Sayıyorum da sayıyorum, gece gündüz, habire sayıyorum. Nihayet durdum. O an uyandım. Artık büyüdüğünü görüyorum.</p>
<p>Şimdi sana bir sır vereceğim. Fakat bunu kimseye açma sakın. Toprağa bile! Yoksa rüzgâr öğrenir. Uzun uzun düşündüm. Gerçek diyorum, bundan daha iyisini bulamadım. Sizi evlendireceğim.</p>
<p>Uyanmak istemiyorsun demek. Peki öyle olsun.</p>
<p>Siz içemeden çaylarınız da soğudu. Bilmiyorum neden her gün kendimi böyle yoruyorum.</p>
<p>Ya sen Mustafa, bak söylüyorum. Eğer kalkmazsan, gideceğim ve o kızı tek başıma isteyeceğim.</p>
<p>Hiç kalkmayacak mısın?!</p>
<p>Öyle olsun!!</p>
<p>Ben dönmeden uyanırsa, sakın ona bir şey söyleme. Sakın ha! Çünkü ona sürpriz yapacağım.</p>
<p><em>Bu öykü Muharrem Tan tarafından el-Cezire&#8217;den Haksöz-Haber için çevrilmiştir…</em></p>
<p><strong><br />
 Yazan: İbrahim Nasrullah<br />
Çeviren: Muharrem Tan</strong></p>
<p>kaynak: haksozhaber.net</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filistinicin.neyapabilirim.net/bir-oyku-gazzenin-dugunleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gazze: Yürek Yaralayan Kent</title>
		<link>http://filistinicin.neyapabilirim.net/gazze-yarali-kent/</link>
		<comments>http://filistinicin.neyapabilirim.net/gazze-yarali-kent/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2009 15:17:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[direniş]]></category>
		<category><![CDATA[gazze]]></category>
		<category><![CDATA[intifada]]></category>
		<category><![CDATA[katliam]]></category>
		<category><![CDATA[vahşet]]></category>
		<category><![CDATA[video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filistinicin.neyapabilirim.net/?p=226</guid>
		<description><![CDATA[Herhangi bir sözlükte bulunan kelimeler, Gazze halkının yaşadığı acıları ve hüznü ifade etmeye yetersiz geliyor. Yeni kelimeler dahi eklense bu sözlüğe, çocuğu gözlerinin önünde infaz edilen sonra da onu katleden askerlerin, çocuğun akan kanlarının oluşturduğu göletin üzerinde, kurşunları o masum bedene isabet ettirdiklerinden duyduğu sevinçle dans ettiklerini gören babanın gözünden akan yaşları anlatması ve bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herhangi bir sözlükte bulunan kelimeler, Gazze halkının yaşadığı acıları ve hüznü ifade etmeye yetersiz geliyor. Yeni kelimeler dahi eklense bu sözlüğe, çocuğu gözlerinin önünde infaz edilen sonra da onu katleden askerlerin, çocuğun akan kanlarının oluşturduğu göletin üzerinde, kurşunları o masum bedene isabet ettirdiklerinden duyduğu sevinçle dans ettiklerini gören babanın gözünden akan yaşları anlatması ve bu acıyı, dinleyenlere, okuyanlara aynı boyutta hissettirmesi mümkün değil. <span id="more-226"></span></p>
<p>Bu hazin hikaye, 19 gündür devam eden ve şu ana kadar yarısı kadın ve çocuk, binden fazla insanın yaşamını yitirdiği, beş bin Filistinlinin de yaralandığı kirli savaşta yaşandı…</p>
<p>Evleri Gazze&#8217;nin kuzeyindeki Atatıra mevkiinde bulunan Avvace ailesi, genelde her sabah pencereden usulca giren ve yüzlerine tatlı bir sıcaklıkla vuran güneşin de etkisiyle erkenden kalkıyorlardı. Ancak her gün, ev ahalisinin üzerine sıcacık doğarak herkesi ısıtan güneş ve kuşluk vaktinde evin bahçesine pıtrak gibi biten güvencinler bu çılgın savaşla birlikte aniden yok olmuştu. Aile üyeleri de kendilerine güvenli bir yer bulmak umuduyla umutsuzca evin yola en uzak odasının en ücra köşesine giderek inzivaya çekilmişlerdi.</p>
<p>9 yaşındaki İbrahim, çok sıkıcı geçen bir haftanın ardından, annesine yaklaşarak arzu dolu bir sesle &#8220;Gel anne, evin bahçesine çıkalım, bugün kahvaltıyı orada yapalım. Bu odadan artık yoruldum&#8221; dedi. Bir saat sonra sıcak çay bardakları ve mütevazı bir kahvaltı hazırdı. Ancak o da ne? Birden ortalık karıştı. Üç çocuklarının da güvende olduğunu zanneden aile, birdenbire bir ses duydular:</p>
<p>-Babacığım, ben ölüyorum..</p>
<p>Aile, güven ve barış içerisinde olduğunu zannetmişti ama savaşın kime ne yapacağını, sıranın bir gün kendilerine de geleceğini bilemezlerdi. Belki de savaş, kaderin ağlarını ördüğünü ve sıranın onlara geldiğini bildiriyordu. Duvar önce çatladı ardından çöktü&#8230; Şarapneller etrafta fink atıyordu. Feryatlar yükselmeye başladı. Bardaklar kırıldı, çaylar döküldü, ekmekler kana bulandı.</p>
<p>9 Yaşındaki İbrahim, acısını olabildiğince güçlü bir çığlıkla dile getiriyordu: &#8220;Babacığım ölüyorum..&#8221;</p>
<p>Babası, çocuğunu kucağına almak için yerinden bir ok gibi fırladı. Karnına akan kanı hissediyordu. Korkuyla karısına bağırdı: &#8220;Hadi ayrılalım buradan…&#8221;Aile üyeleri can havliyle bahçeye doğru fırladı. Kapıya geldiklerinde ise kurşun yağmuru başlamıştı.</p>
<p><object width="360" height="418" data="http://v1.iha.com.tr/p5.swf?v=3325" type="application/x-shockwave-flash"><param name="salign" value="l" /><param name="src" value="http://v1.iha.com.tr/p5.swf?v=3325" /><param name="align" value="left" /></object></p>
<p>Kurşunlardan biri annenin ayağına isabet etti, artık anne yürüyemiyordu. Oğlu İbrahim de hemen yanı başına düşerek son nefesini verdi.</p>
<p>Diğer iki kardeş ise evin yıkılan duvarının arkasında yüksek sesle ağlıyorlardı. Ölümün sesi hafiflemişti. Aile, saldırının sona erdiğini zannetmişti, ama gerçek dramın asıl şimdi başladığını bilmiyordu. Askerler sert adımlarla yaklaşmaktaydılar. Babaları onları gördüğünde başka bir frekansa geçmiş, bu dünyayla ilişkisini koparmıştı. Bilincini kaybettiğini zannetmişti.</p>
<p>Askerlerden biri İbrahim&#8217;in henüz hiçbir günaha bulaşmamış tertemiz bedenine yaklaşarak ayağıyla onun cansız bedenini sağa sola döndürdü. Askerlerden bir diğeri ise İbrahim&#8217;in cansız bedenine ateş etmeye başladı. Sanki atış talimi yapıyordu. Başka bir dünyaya intikal etmiş bedene isabet ettiği her kurşunda neşeyle havaya zıplayarak babanın bir bıçak gibi kalbine saplanan sevinç naraları atıyordu. Ardından mermiler yağmur gibi yağmaya başladı küçük İbrahim&#8217;in cesedinin üzerine..</p>
<p>Gecenin tekrar gelmesi ve askerlerin çekilmesiyle birlikte baba, karısının yanına giderek onu sakinleştirdi, sabretmeleri ve direnmeleri gerektiğini söyledi. Sonra da birbirlerine sarılarak saatlerce ağladılar.</p>
<p><strong>Delik deşik edilmiş ruhun yarası </strong></p>
<p>Baba Kemal Avvace, habercilere daha sonra şunları söylüyordu: &#8220;Oğlumu bir kez değil defalarca infaz ettiler, onun pak cesedi üzerinde atış talimleri yaptılar. Oğlumun bedenine isabet ettirdikleri her kurşunla da böğürerek öğündüler.&#8221;</p>
<p>Ve elem dolu bir sesle de ekliyordu: &#8220;Oğlum onlara ne yaptı da bu kadar acımasızca onu katlettiler, onun cansız bedenini delik deşik ettiler. Son nefesini verdikten sonra da cesedini talim tahtası haline getirdiler.&#8221;</p>
<p>Olayın şokunu henüz üzerinden atamayan Filistinli baba &#8220;Aşırı soğuk, yaramdan akan kanı durdurdu. Ama ruhumun derinlikleri hala kanıyor&#8221; diyor.</p>
<p>Tam dört gün evlerinde aç ve susuz kaldıklarını söyleyen yaralı baba, dördüncü günün sonunda yaşlı bir kadının evlerinin enkazına yaklaştığını ve bağırarak ondan yardım istediklerini anlattı. Yaşlı kadın, onların durumunu gördükten sonra haber verilen hastaneden gönderilen ambulans Avvace ailesini, hastaneye yetiştirmiş. Tabii minik İbrahim&#8217;in cesedini de&#8230;</p>
<p><strong>Tanıklıklar yaşananları teyit ediyor </strong></p>
<p>Bazıları bu tür haberlerin bağımsız gözlemciler ya da haber kanalları tarafından doğrulanmadığını söyleyebilir ancak, başka tanıklıklar ve yaşananlar bunların doğruluğunu teyit eder nitelikte.</p>
<p>Filistin İnsan Hakları Örgütü, benzeri olayların Gazze&#8217;de çokça yaşandığını ve tanıkların ifadelerine dayan yüzlerce akıl almaz olay meydana geldiğini bildiriyor. Kuruluş, bir çok olayda, tutsak Filistinlilerin kalkan olarak kullanılması, masum çocukların hedef olmalarının artık sıradan bir olay haline geldiğini ifade ediyor.</p>
<p>Kaynak: Dünya Bülteni</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filistinicin.neyapabilirim.net/gazze-yarali-kent/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden Hamas?</title>
		<link>http://filistinicin.neyapabilirim.net/neden-hamas/</link>
		<comments>http://filistinicin.neyapabilirim.net/neden-hamas/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2009 08:42:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[ali bulaç]]></category>
		<category><![CDATA[alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[gazze]]></category>
		<category><![CDATA[hamas]]></category>
		<category><![CDATA[intifada]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filistinicin.neyapabilirim.net/?p=215</guid>
		<description><![CDATA[İsrail&#8217;in son Gazze katliamıyla ilgili önemli yazılar kaleme alan Hayrettin Karaman Hoca, Yeni Şafak&#8217;taki dünkü yazısını şöyle bitiriyordu: &#8220;Hamas&#8217;ı ortadan kaldırmayı, İsrail&#8217;in istediği şartlarda küçük ve uzun vadede yok olmaya mahkûm bir &#8217;sözde Filistin devleti&#8217;nin kurulmasını çözüm sayanlar muhatap bile alınmamalıdır.&#8221;
Kişisel olarak ben de bazı yazarları artık ciddiye almamaya başladım. Çünkü &#8220;Hizbullah, İran, Hamas, İsrail.. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: left;" align="left">İsrail&#8217;in son Gazze katliamıyla ilgili önemli yazılar kaleme alan Hayrettin Karaman Hoca, Yeni Şafak&#8217;taki dünkü yazısını şöyle bitiriyordu: &#8220;Hamas&#8217;ı ortadan kaldırmayı, İsrail&#8217;in istediği şartlarda küçük ve uzun vadede yok olmaya mahkûm bir &#8217;sözde Filistin devleti&#8217;nin kurulmasını çözüm sayanlar muhatap bile alınmamalıdır.&#8221;<span id="more-215"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 6pt 0cm; text-align: left;" align="left">Kişisel olarak ben de bazı yazarları artık ciddiye almamaya başladım. Çünkü <strong>&#8220;Hizbullah, İran, Hamas, İsrail.. hepsi teröre başvuruyor&#8221;</strong>; veya &#8220;İsrail katliam yapıyor, ama Hamas da tahrik etti&#8221;<strong> </strong>veya <strong>&#8220;Hamas, İran&#8217;ın bölgedeki enstrümanıdır&#8221;</strong> veya <strong>&#8220;İsrail&#8217;in yaptıklarına soykırım demeyin, Gazze&#8217;yi toplama kampı olarak tanımlamayın&#8221;</strong> diye yazanlar, ya -iyi niyetle de olsa- İsrail&#8217;in psikolojik savaş teknikleri doğrultusunda veya Filistin meselesinin özünden habersiz yazıyorlar veya adalet duygularını kaybetmiş bulunuyorlar.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 6pt 0cm; text-align: left;" align="left">27 Aralık&#8217;ta Hamas 6 ay süren ateşkesi bozmuş değildi. 19 Haziran 2008&#8242;de Mısır&#8217;ın arabulucuğuyla imzalanan ateşkese göre, İsrail 10 gün içinde kapıları açacak, Gazze üzerindeki ablukayı kaldıracaktı. İsrail buna uymadığı gibi 6 aylık süre içinde tam 132 saldırı düzenledi, 22 Filistinliyi öldürdü. Arada Gazze&#8217;den İsrail tarafına füze atıldı, ama atanlar Hamaslılar değildi, anlaşmaya taraf olmayan İslami Cihad grubundan kimselerdi. Hamas, bunları tutukladı. Hamas, Gazze&#8217;de hayat çekilemez noktaya geldiği halde, sırf uluslararası kamuoyu nezdinde anlaşmaya sadık kaldığını göstermek için sabretti. Fakat zaten İsrail saldırıya çoktandır hazırlanıyordu. Ordu sözcüsü Avi Benayahu<strong> &#8220;1,5 yıldır askerlerimiz Negev Çölü&#8217;nde saldırının tatbikatını yapıyordu.&#8221;</strong> açıklamasını yaptı.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 6pt 0cm; text-align: left;" align="left">Raşid el Gannuşi, İsrail&#8217;in karşısında Filistinlilerin iki seçeneği olduğunu söylüyor: Ya açlık ve yoksunluğa mahkum olmuş olarak zillet içinde ölmeyi kabul edecekler veya şerefleriyle direnip ölecekler. El Fetih ve Arap rejimleri, çoktandır birinci seçeneği kabul etmiş bulunuyorlar, Hamas ikinci yolu tercih ediyor.</p>
<div id="attachment_216" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://filistinicin.neyapabilirim.net/wp-content/uploads/hamas-calls-c.jpg"><img class="size-medium wp-image-216" title="hamas-calls-c" src="http://filistinicin.neyapabilirim.net/wp-content/uploads/hamas-calls-c-300x218.jpg" alt="hamas-calls-c" width="300" height="218" /></a><p class="wp-caption-text">Hamas lideri dünya basınına açıklama yaparken </p></div>
<p class="MsoNormal" style="margin: 6pt 0cm; text-align: left;" align="left">Şerefiyle ölmenin İsrail&#8217;e getirdiği maliyet, her aşamada biraz daha meşruiyet krizine düşmesi, daha çok saldırganlaşması, sivil ve çocuk katliamı yaptıkça ölümcül kabz haline girip hem kendisini hem destekçisi Amerika ve Batı&#8217;yı da büyük bir felakete doğru sürüklemesidir. Hem vicdan ve feraset sahibi Yahudiler hem Carter gibi liderler bunu dillendiriyorlar. Bu yüzden İsrail&#8217;in Hamas&#8217;a olan kini dinmiyor; çünkü değil el yapımı füze, Filistinli çocuklar ona taş attığında bile daha çok cinnet geçiriyor. Bazı yazarlar<strong> &#8216;Kardeşim, üzerine taş atsan da psikolojisinin bozulduğunu biliyorsun, buna rağmen niçin böyle yapıyorsun?&#8217; </strong>diye Hamas&#8217;ı suçluyorlar. Filistinlilere köleliği kabul edin ve ölün diyorlar. Halbuki rahmetli Bediüzzaman, <strong>&#8220;Üzerine vahşi bir canavarın geldiğini görsen, eline geçirdiğin bir süpürge veya çalı çırpıyı bile ona karşı salla; çünkü bakarsın korkar.&#8221; </strong>der. Ölüm makinesi İsrail ordusu karşısında Hamas&#8217;ın füzeleri ve taşları işte bu çalı çırpı türünden şeylerdir, gel gör ki, Bediüzzaman Hazretleri&#8217;nin dediği oluyor, canavarın korkudan ruhu derin bir sarsıntı geçiriyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 6pt 0cm; text-align: left;" align="left">Hamas&#8217;ın affedilemez<strong> &#8220;iki suçu daha var&#8221;</strong>. İlki, İran-Hizbullah ve Hamas arasındaki yakınlaşmanın &#8220;Ortadoğu&#8217;da Sünni-Şii ekseninde yeni çatışma stratejisi&#8221; geliştirenlerin fesat planını akamete uğratmasıdır. Arap kamuoyu Filistin için kan ağlarken liderler, Şimon Peres&#8217;e &#8220;Hamas&#8217;ı bitirin&#8221; diye ricada bulunuyorlar. İran ve Hizbullah ise Hamas&#8217;ın yanında yer almak suretiyle Sünni kamuoyunda itibar kazanıyorlar. Hamas bitirilmedikçe Şii-Sünni savaşı gerçekleşemez.</p>
<p>İkincisi, İsrail tarafından<strong> &#8220;İslamcı terör örgütü&#8221;</strong> olarak propaganda edilen Hamas&#8217;ın demokratik yollarla seçilmesidir. Hamas demokrasi istiyor. İsrail&#8217;in ve Batı&#8217;nın kâbusu Arap ülkelerine demokrasinin gelmesidir. Hamas &#8220;kötü örnek&#8221; teşkil ediyor. Nasıl Cezayir&#8217;de seçim kazandı diye FİS 100 bin insanın hayatı pahasına silinmek istendiyse, Hamas da bütün Gazze halkı pahasına silinmek istenmektedir. Bu yüzden İsrail&#8217;in gözünde Gazze &#8220;Hamasistan&#8221;dır, katliamla cezalandırılacaktır.</p>
<p><strong>Ali Bulaç<br />
Kaynak: Haksöz-Haber</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filistinicin.neyapabilirim.net/neden-hamas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İsrail Barkoduna Dikkat!</title>
		<link>http://filistinicin.neyapabilirim.net/israil-barkodu-boykot/</link>
		<comments>http://filistinicin.neyapabilirim.net/israil-barkodu-boykot/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2009 06:29:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[barkod]]></category>
		<category><![CDATA[boycott]]></category>
		<category><![CDATA[boykot]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[intifada]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filistinicin.neyapabilirim.net/?p=206</guid>
		<description><![CDATA[İsrailin Filistin&#8217;e başlattığı saldırı &#8220;Sizlerin desteği&#8221; sayesinde günden güne büyüyerek devam ediyor. Her gün &#8220;Sizin&#8221; sayenizde bir filistinli çocuk hayata gözlerini yumuyor!&#8230;
PEKİ BU NASIL OLUYOR?

Farkında olmadan aldığınız her israil malı ile israil bütçesine bununla paralel olarak israil ordusuna bir yardım ediliyor. Bu şekilde Amerika&#8217;nında desteği ile güçlenen 7 milyon nüfuslu israil 2 Milyar Müslümana meydan okuyor.
NE [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İsrailin Filistin&#8217;e başlattığı saldırı &#8220;Sizlerin desteği&#8221; sayesinde günden güne büyüyerek devam ediyor. Her gün &#8220;Sizin&#8221; sayenizde bir filistinli çocuk hayata gözlerini yumuyor!&#8230;<span id="more-206"></span></p>
<p><strong>PEKİ BU NASIL OLUYOR?<br />
</strong><br />
Farkında olmadan aldığınız her israil malı ile israil bütçesine bununla paralel olarak israil ordusuna bir yardım ediliyor. Bu şekilde Amerika&#8217;nında desteği ile güçlenen 7 milyon nüfuslu israil 2 Milyar Müslümana meydan okuyor.</p>
<p><strong>NE YAPILABİLİR?<br />
</strong><br />
Bu konuda bireysel olarak yapılabilecek en etkili yollardan biri de İsrail ve İsrail&#8217;e destek veren ülkelerin mallarını boykot etmek. Bunu yapmak da oldukça kolay.</p>
<p><strong>BARKOD NUMARASINDAN ANLAYABİLİRSİNİZ<br />
</strong><br />
Aldığınız ürünün barkod numarasındaki rakamların açıklamalarını ve hangi numaranın hangi ülkeye ait olduğunu kolayca bulabilirsiniz.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"></td>
</tr>
<tr>
<td height="24">
<div class="c2">
<p class="c1"><img src="http://img122.imageshack.us/img122/503/barkodr2ht2rd2.jpg" alt="" width="494" height="360" /></p>
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="70%">
<tbody>
<tr>
<th height="40"><span class="style10">BARKOD</span></th>
<th><span class="style10">ÜLKE</span></th>
</tr>
<tr>
<td class="c3" height="69">
<div class="style29 c2"><strong>729</strong></div>
</td>
<td class="c3" height="69">
<div class="style29 c2"><strong>israil</strong></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td class="c3" height="36">
<div class="style31 c2"><strong>000 &#8211; 019</strong></div>
</td>
<td class="c3" height="36">
<div class="style31 c2"><strong>GS1 ABD</strong></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td class="c3" height="36">
<div class="style31 c2"><strong>030 &#8211; 039</strong></div>
</td>
<td class="c3">
<div class="style31 c2"><strong>GS1 ABD</strong></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td class="c3" height="45">
<div class="style31 c2"><strong>060 &#8211; 139</strong></div>
</td>
<td class="c3">
<div class="style31 c2"><strong>GS1 ABD</strong></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td class="c3" height="40">
<div class="style31 c2"><strong>500 &#8211; 509</strong></div>
</td>
<td class="c3">
<div class="style31 c2"><strong>GS1 İngiltere</strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>DİKKAT EDİLECEK NOKTA&#8230;</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;nin kodu 869&#8242;dır fakat bazı yabancı firmalara ait ürünlerde 869 barkod kodu ile başlayabiliyor! Burada ldikkat etmek gerekiyor.Aldığınız ürünün Barkodu 729 ile başlıyor ise siz zaten elinizdeki ürünle Filistine kurşun sıkmış oluyorsunuz amma 869 ile başlayan israil ve amerika destekcisi ürünlerlede dolaylı yoldan aynı eylemi gerçekleştirmiş oluyorsunuz!<br />
Bu konuda göstereceğiniz hassasiyete güveniyoruz!</p>
<p><strong>İsrailin barkod ülke kodu: 729</strong></p>
<p>Barkod&#8217;u 869 olsa dahii ürünler TÜRK Malı olmayabilir. Bu nedenle aldığınız ürünün MADE İN ibaresinede dikkat etmeniz gerekiyor.</p>
<p><strong>Kaynak: TimeTurk.com</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filistinicin.neyapabilirim.net/israil-barkodu-boykot/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boykot Kardeşliğimiz!</title>
		<link>http://filistinicin.neyapabilirim.net/boykot-kardesligimiz/</link>
		<comments>http://filistinicin.neyapabilirim.net/boykot-kardesligimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Jan 2009 07:12:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[boykot]]></category>
		<category><![CDATA[intifada]]></category>
		<category><![CDATA[kardeşlik]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filistinicin.neyapabilirim.net/?p=192</guid>
		<description><![CDATA[Dev bir kinle bakıyorum sana ey kırmızı COCA COLA kutusu! 
Oraya buraya değil tam da bağrıma bağrıma attırdığın bombaların ateşi sarıyor ruhumu!
Düzden bakınca zulüm görüyorum,tersten baktığımda inkarındaki şifreyi!
Zaten ancak Bir Siyonist Zekası’nın işi olabilirdi, 
şişesinde “Mekke Ve Muhammed’e Hayır” yazan zehirli sıvıları 
Muvahhid Mekke Muhalefeti’ne ve Eşsiz Lider ve Önder Resul Hz.Muhammed’e(s.a.v) sevdalı insanlara içirip sonra buradan gelen Cola-Dolar’larla Müslüman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dev bir kinle bakıyorum sana ey kırmızı <strong>COCA COLA</strong> kutusu! </p>
<p>Oraya buraya değil tam da bağrıma bağrıma attırdığın bombaların ateşi sarıyor ruhumu!<span id="more-192"></span></p>
<p>Düzden bakınca zulüm görüyorum,tersten baktığımda inkarındaki şifreyi!</p>
<p>Zaten ancak Bir Siyonist Zekası’nın işi olabilirdi, </p>
<p>şişesinde “Mekke Ve Muhammed’e Hayır” yazan zehirli sıvıları </p>
<p>Muvahhid Mekke Muhalefeti’ne ve Eşsiz Lider ve Önder Resul Hz.Muhammed’e(s.a.v) sevdalı insanlara içirip sonra buradan gelen Cola-Dolar’larla Müslüman kardeşlerini katletmek iğrençliği… </p>
<p>Ne <strong>TANG</strong>’ini kabul ediyorum soframa ne <strong>CAPPY</strong>’ini! </p>
<p><strong>FANTA FANTA FANTA</strong> içtiğimde Çanta Çanta Bomba verdiğimi biliyorum lanet olasıca ordularına!</p>
<p>“Susuzluğunu Dinle” diyen sese inat “Filistin’i Dinle” diyor içimden bir ses <strong>SPRİTE</strong>’nı iterken! </p>
<p><strong>MARLBORO</strong> pakedine baktığımda şarjör görüyorum , sigarasına baktığımda M-16 veya Uzi mermisini!</p>
<p>Tek bir dal izmarit ile tek bir merminin maliyetinin de satış rakamının da neredeyse aynı olduğunu öğrendiğimde kalakalıyorum! </p>
<p>”Allah’ım” diyorum !&#8230;“İçmeyerek kaza edemem,zira on sene içtim,maaş verir gibi para verdim,şu kuluna para nasib et de yolunda harcayıp bari bunlara verdiğim paraları kaza etmiş olayım Ya Rabbim!..” </p>
<p>Bu arada  sigara içen insanlara da “Onu içmen kadar efkara sebeb bişi mi var” diye soruyorum!</p>
<p>”Dikkat et! Her içtiğin sigarayla bir mermi sıktırabilirsin bak kardeşlerinin kafasına ama ” diye ekliyorum “Radikal” damgası yeme pahasına! </p>
<p>Yahudi <strong>PHİLİP MORRİS</strong> ve diğerlerinin paketlerinin üstündeki aslanlara da, </p>
<p><strong>PEUGOT</strong> marka arabaların üstündeki aslanlara da kafam takılıyor! </p>
<p>Çünkü ben onlara bakınca,Allah’ın Aslanı  Hamza’nın katillerini , </p>
<p>Resul’un Aslanı Ali’nin hainlerinin zihniyetlerini görüyorum!&#8230; </p>
<p><strong>PEUGOT</strong> hızlı kaçarmış!&#8230;Azap meleklerinin zaman mefhumu bile yokken kim nereye kaçıyor,gülüyorum..</p>
<p><strong>VOLVO</strong> dünyanın en güvenlisiymiş!&#8230;İsrail’e gidecek paraları verip içine binildiğinde direkt ateşe giden araba nasıl güvenli olur merak ediyorum!&#8230;</p>
<div id="attachment_194" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://filistinicin.neyapabilirim.net/wp-content/uploads/boykot2vw7al0.jpg"><img class="size-medium wp-image-194" title="boykot2vw7al0" src="http://filistinicin.neyapabilirim.net/wp-content/uploads/boykot2vw7al0-300x210.jpg" alt="boykot2vw7al0" width="300" height="210" /></a><p class="wp-caption-text">Amerikan - İsrail Ürünlerini Boykot Ediyoruz</p></div>
<p>En az siyon kardeşlerinin sembolu aslan kadar tehlikeli olduğunu biliyorum <strong>NESTLE</strong>’nin ambalajındaki güvercinin…NESTLE’nin çikolatasını,gofretini mi yemişim ki NESTLE SUyunu veya yeni aldıkları ’sini içeyim! </p>
<p> </p>
<p>Su demişken; <strong>COCA COLA</strong>’nın bırak kolasını ne <strong>TURKUAZ</strong> ne <strong>DAMLA SU</strong>yu’nu içmiyorum!&#8230; </p>
<p>Baktım ki <strong>ALGİDA</strong>’nın arkasında <strong>UNİLEVER</strong> yazıyor,almam efendim almıyorum!  </p>
<p>Bula bula <strong>MAGGİ</strong> çorba mı içmişim ki sonrasında <strong>LİPTON</strong>’unu, <strong>NESCAFE</strong>’sini zıkkımlanacağım? </p>
<p><strong>NESCAFE</strong>’den ve <strong>JACOBS</strong>’tan çıkan dumanla Gazze’den ve Bağdat’tan yükselenin benzerliğini fark edemeyecek kadar da saf değilim! </p>
<p>Irak,Filistin,Çeçenistan,ordan,burdan değil hiçbir yerden ve hiçbir şeyden verdikleri haberlerinde güvenmiyorum <strong>CNN</strong>’e,<strong>NTV</strong>’ye,<strong>REUTERS</strong>’e!&#8230; </p>
<p>Huy işte!Hucurat üstü müydü “Hucurat 6” mı ne?!&#8230; </p>
<p><strong>FOX</strong>,adı gibi tilkilik yaptı,<strong>TGRT</strong>’yi alıp Yahudi-Neocon birliğini Türkiye’de bir medya sahibi daha yapmakla… </p>
<p>Malum,sadece iki hafta var  <strong>HÜRRİYET GAZETESİ</strong> ve <strong>İSRAİL</strong>’in doğum günleri arasında…Rastlantı işte… </p>
<p><strong>NTV</strong>’nin ve <strong>GARANTİ</strong>’nin sahipleri Şahenk’ler de AMERİKAN-İSRAİL ortağı <strong>GENERAL ELECTRİC</strong>’le el sıkışmışlar bir de… </p>
<p>Duy da inanma!&#8230;Oku da inanma!&#8230;</p>
<p>Evet Evet ! Budur !</p>
<p>Oku ama asla inanma!&#8230;Duy ama asla inanma!&#8230; </p>
<p>Bir de <strong>NATIONAL GEOGRAPHIC</strong> var  ki Yahudi Darwin’izm’in Türkiye Temsilciliği sanki!O da Şahenk’lerin…Seyrettirmiyoruz çocuğumuza! </p>
<p><strong>NİKE..LEE …ADİDAS-SOLOMON</strong> veya <strong>LEVİ’S</strong>…Giymiyoruz ve giymeyeceğiz! </p>
<p><strong>UNİLEVER… PROCTER&amp;GAMBLE…JOHNSON&amp;JOHNSON</strong> kokmuyoruz ki <strong> L’OREAL,VİCHY , LANCOME</strong>veya <strong>ARMANİ</strong> sürünelim! </p>
<p>“Bu <strong>TİMBERLAND</strong> ile şu <strong>DOCKERS</strong> çok güzel dururdu üzerinizde” diyen tezgahtara aldırmıyoruz…“<strong>TİMBERLAND</strong>  İtalyan, <strong>DOCKERS</strong> Alman’dı ama ikisini de Amerikalı Yahudiler aldı ve biz onlardan alışveriş yapıp Müslüman kardeşlerimize ihanet etmiyoruz” diyerek şoktaki tezgahtarı bırakıp dükkandan çıkıyoruz!</p>
<p>Gelirinin tamamına yakınını düzenli olarak İsrail’e gönderen şirketler listesindeki <strong>MARKS&amp;SPENCER</strong>’a ibretle bakıyorum!</p>
<p><strong>PHİLİPS</strong>’ten, <strong>IBM</strong>’den, <strong>NOKİA’</strong>dan başka tercih edilebilecek teknoloji kalmadı mı diye düşünüyorum…</p>
<p>Zira,dayanışmaları ve sonuçları gözümüzü yaşartıyor! Kanımızı döküyor! İşte bundan dolayıdır ki;</p>
<p>Müslüman kardeşlerimizle rabıtalarımız baki,muhabbetkar tasavvurları gönüllerimizin bembeyaz listelerinde daimi olmalı ama emperyalist zalimlerin markaları her zaman kara listelerimizde kalmalı!</p>
<p>Bu kara listelerdekilere para ve moral vermiyoruz ve vermeyeceğiz!</p>
<p><strong>YAŞASIN BOYKOT KARDEŞLİĞİMİZ!</strong> </p>
<p>“Ali’nin”…”Ömer’in”… “Ahmed’in…”diye marka yapsan gülüp geçecek ümmetin YAKUB’UN veya LEVİ’nin veya MC DONALD’ın deyince yağmalarcasına rağbetini anlamıyorum! </p>
<p>Ne Osmanlı Mutfağı diye koca bir sofrası olan kadim milletimin ne de yetmiş çeşit baharatla yedi yüz çeşit yemek çıkartan Arap kavminin <strong>MC DONALD’S</strong> ve <strong>BURGER KİNG</strong> Hayırseverliğini çözemiyorum!&#8230; </p>
<p>Tek bildiğim hamburger arası zulüm yemediğim!&#8230; </p>
<p>Bir de dalga geçer gibi “Ateş Seni Çağırıyooor” diye kampanya yapıyor elin gavuru da hala yiyor bizim Ayşe veya Ali! </p>
<p>Siz…Biz…Hepimiz…Kardeşlerimize saldıranlara,bacılarımızı kirletmeye çalışanlara para ve moral vermiyoruz ve vermeyeceğiz!</p>
<p><strong>YAŞASIN BOYKOT KARDEŞLİĞİMİZ!</strong> </p>
<p>Alışveriş yapacak bir tek Fransız Yahudileri’nin <strong>CARREFOUR</strong>’u mu kaldı dediğimde arkadaşımın yüzündeki şaşkınlığı unutamıyoruz! </p>
<p>Yoksa bizim ferasetsizliğimizden ve basiretsizliğimizden başka sermayeleri mi var sanıyorsunuz? </p>
<p>Durumlar üstü kabul ederek düzenli kıldığı namazlarında günde beş defa uluslar arası çıkış yaparak Kabe’ye yönelen bizler… </p>
<p>Her Ettehıyyatü’nün aleyna’sında…Her Rabbena atina’sında kardeşlerini hatırlayan bizler…</p>
<p>Sizler…Bizler…Hepimiz…</p>
<p>Rabbimiz Allah’ın düşmanlarına ve Peygamberimiz Hz.Muhammed’in inkarcılarına para ve moral vermiyoruz  ve vermeyeceğiz!</p>
<p>Bu yaptığımızı da kınayanın kınamasından korkmadan veya şaşıranın şaşkınlığına aldırmadan yapacağız , yayacağız  ve tavsiye edeceğiz! </p>
<p>“Az” alınmasını değil “hiç” alınmamasını sağlayacağız!</p>
<p>Biz,para verip sonra bu parayla yakılacak yıkılacak el değil siyon aslanının pençesini kıracak eliz! </p>
<p><strong>YAŞASIN BOYKOT KARDEŞLİĞİMİZ!</strong></p>
<p><strong>Fatih Tezcan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filistinicin.neyapabilirim.net/boykot-kardesligimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamas Olmasaydı İsrail Farklı Davranır mıydı?</title>
		<link>http://filistinicin.neyapabilirim.net/israilin-niyeti/</link>
		<comments>http://filistinicin.neyapabilirim.net/israilin-niyeti/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Jan 2009 08:43:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[devlet terörü]]></category>
		<category><![CDATA[direniş]]></category>
		<category><![CDATA[el-fetih]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[gazze]]></category>
		<category><![CDATA[hamas]]></category>
		<category><![CDATA[intifada]]></category>
		<category><![CDATA[islami cihad]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[terörizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filistinicin.neyapabilirim.net/?p=156</guid>
		<description><![CDATA[Gelin bir şeyin adını doğru koyalım. Eğer Gazze Şeridi&#8217;nin bütün bu kötürüm bırakılma ve aşağılanması devam edecekse; İsrail&#8217;in iradesi Birleşik Devletler&#8217;in ki ile aynıysa; Avrupa Birliği, Rusya, Birleşmiş Milletler ve yeryüzünün her tarafına dağılmış bütün uluslararası kuruluşlar ve örgütler hiçbir şey yapmadan, sadece her iki tarafa da defalarca ateşkes çağrısı yapan kof mankenler gibi oturmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gelin bir şeyin adını doğru koyalım. Eğer Gazze Şeridi&#8217;nin bütün bu kötürüm bırakılma ve aşağılanması devam edecekse; İsrail&#8217;in iradesi Birleşik Devletler&#8217;in ki ile aynıysa; Avrupa Birliği, Rusya, Birleşmiş Milletler ve yeryüzünün her tarafına dağılmış bütün uluslararası kuruluşlar ve örgütler hiçbir şey yapmadan, sadece her iki tarafa da defalarca ateşkes çağrısı yapan kof mankenler gibi oturmaya devam edeceklerse; ödlek, korkak ve uyuşuk Arap devletleri, dünyanın kabadayı süper gücü kendilerini Washington&#8217;dan, belki hoşuna gitmeyecek bir şeyler söyler diye tehdit eder bir tarzda gözetlediği sırada kardeşleri katledilirken izleyerek dikiliyorlarsa, biri bize niçin dünya üzerinde bu cehennemin vuku&#8217; bulduğu hakkında gerçeği anlatabilir mi?<span id="more-156"></span></p>
<div id="attachment_157" class="wp-caption alignleft" style="width: 410px"><a href="http://filistinicin.neyapabilirim.net/wp-content/uploads/adim-adim.jpg"><img class="size-full wp-image-157" title="adim-adim" src="http://filistinicin.neyapabilirim.net/wp-content/uploads/adim-adim.jpg" alt="adim-adim" width="400" height="266" /></a><p class="wp-caption-text">Filistin&#39;in işgal haritası</p></div>
<p>Biz konuşurken Gazze Şeridi&#8217;ne zincirlerinden boşanmış bir halde yerden ve gökten yağan devlet terörünün, HAMAS&#8217;la bir derdi yok. &#8220;Terör&#8221;le de bir derdi yok. Yahudi Devleti&#8217;nin uzun süreli güvenliği ve ancak koşulları bu duruma tırmandırdığı dereceye kadar İran, Hizbullah ve Suriye ile de bir derdi yok. Egemen haklarına sahip olma cesaretini gösteren, kaynaklarının kendisine ait olduğunu savunma cesaretini gösteren, &#8220;İmparatorluk&#8221;un tiksindirici askeri üslerinden birisini bereketli topraklarında istemeyen bir milletin köleleştirilmesinden başka bir şeye eşit olmayan sinik ve fazlasıyla kullanılmış bir örtmece olan icat edilmiş bir &#8220;savaş&#8221;la da derdi yok.</p>
<p>Krizin özgürlük, demokrasi, adalet ve barışla ilgisi yok. Mahmud Zahar, İsmail Heniye ve Halid Meşal&#8217;le ilgisi yok. Hasan NAsrallah ve Mahmud Ahmedinejad&#8217;la hiç ilgisi yok. Bunlar, 61 yıl içerisinde şu anki fecaat haline gelmiş olan fırtınada, sadece duruma bağlı olarak şimdi sahne alan aktörlerden başka bir şey değiller. İslamcı etken, krizin atmosferini renklendirdi, renklendirmeye de devam edecek; şu anki liderleri listesine ekledi ve dünya nüfusunun geniş bir kısmını etkiledi. Bugün, temel semboller İslami&#8217;dir: camiler, Kuran, Hz. Muhammed&#8217;e referanslar ve Cihad. Fakat, bu semboller silinebilir ve kördüğüm devam edebilir.</p>
<p>El-Fetih ve FKÖ&#8217;nün ipleri elinde tuttuğu günler vardı. Çok az Filistinli&#8217;nin İslamcı politikalar ve metotlar istediği günler. Bu politikaların, sınırın üstünde geçen ilkel roketlerle, kaçakçılık yapılan tünellerle ve kara borsa silahlarla ilgili yapabileceği bir şey yoktu, aynen Arafat&#8217;ın El-Fetih Örgütü&#8217;nün taşlar ve intihar bombalarıyla ilgili yapacak az şeyi olduğu gibi. Çağrışımlar rastlantısaldır, belirli bir siyasi ortamın ürünleridir. Onlar, yalancı politikacıların ve onların analistlerinin anlattıklarından tamamıyla farklı şeylerin sonuçlarıdırlar. Onlar, modern Orta Doğu&#8217;daki insani eylemlerin oluşturduğu ortamın parçasıdırlar; fakat tamamıyla vahşi, ya da inatçı, ölümcül, kızgın veya düzelmez, hep orada olmuş olayların.</p>
<p>Klişelerden, köle ruhlu medyanın ve onların Batı Dünyası&#8217;ndaki gönüllü devlet görevlilerinden oluşan acınası takımlarından haykırılan uydurma haberlerden sıyrılın ve göreceğiniz hegemonya için çıplak bir arzu olacaktır: zayıfın üzerine uygulanan güç ve dünya zenginliği üzerinde bir hâkimiyet için çıplak bir arzu. Daha da kötüsü, karmaşık söylemimizle, rafine akademik teorilerimizle, en bayağı ve en saçma arzularımıza önderlik eden modellerimizle saklamak için gayret gösterdiğimiz bencillik, nefret ve lakaytlık, ırkçılık ve bağnazlık, kendini yüceltme ve hazcılıktır hala görebileceğiniz. Müsamaha ettiğimiz vurdumduymazlık sadece yüce kültürümüze özgüdür, cesedin üzerinde uçan böcekler gibi çoğalmaktadırlar.</p>
<p>Bencil ve yıkıcı kaprislerimizin kurbanı olanların mevcut sembol ve dilinde sıyrılın. Bulacağınız ezilenlerin basit, tutkusuz ve etkilenmemiş çığlıkları olacaktır. Yeryüzünün biçarelerinin, onların çocuklarına ve evlerine, ailelerine ve köylerine yönelmiş olan soğuk saldırınıza son vermek için yalvarmaları olacaktır. Balıklarını ve ekmeklerini, portakallarını, zeytinlerini ve kekiklerini kendilerinin toplayabilmesi için size yalvarmaları olacaktır. Önce kibarca, sonra artan bir inançsızlıkla niçin atalarının topraklarında ezilmeden; sınır dışı edilme, ırza tecavüz ve yıkım korkusundan azade; izinler, engeller, kontrol noktaları ve geçişler, devasa beton duvarlar, gözcü kuleleri, beton bunkerler, dikenli teller, tanklar ve cezaevi ve işkence ve ölüm olmadan yaşama izni vermediğinizi sorgulamaları olacaktır.</p>
<p>Çünkü İsrail&#8217;in, sınırlarında yaşayabilen ve egemen bir Filistin devleti niyeti yoktur. 1948&#8242;de, BM Güvenlik Konseyi&#8217;nin 181 Sayılı kararının hilafına kendisine verilen toprakların % 24 fazlasını gasp ettiğinde de böyle bir niyeti yoktu. 1950lerin bütün o katliamları ve dalavereleri sırasında da yoktu. 1967&#8242;de Tarihi Filistin topraklarının geriye kalan % 22&#8217;sini ele geçirdiğinde ve BM Güvenlik Konseyi&#8217;nin 248 Sayılı kararını; eğer daha yeni işgal etmiş olduğu topraklardan çekilirse, güvenli ve tanınmış sınırlarla tam uluslararası tanıma garantisi veren çok kuvvetli uluslararası uzlaşmayı kendi istediği gibi yeniden yorumladığında da iki devlete izin verme konusunda niyeti yoktu.</p>
<p>1974&#8242;te, BM&#8217;de, sadece kendisi ve ABD iki devletli çözüme karşı oy verdiğinde, Filistin&#8217;in ulusal haklarını kabul etmeye niyeti yoktu. Mısır&#8217;ın, Filistinlilerin ve bölgenin diğer halklarının haklarını ayrı bir girişimde ele almayı içeren, kendisine ulaşan ve uyumlu bir şekilde kabul ettiği kapsamlı barış planı sırasında da niyeti yoktu. 1978 ve 1982&#8242;de, Beyrut&#8217;u işgal ettiğinde, bombaladığında, havaya uçurduğunda ve buldozerlerle ezdiğinde ve bu sayede Batı Şeria&#8217;yı sorunsuz bir şekilde ilhak ettiğinde de iki devletli bir çözüme niyeti yoktu. 1987&#8242;de, Birinci İntifada bütün işgal edilmiş Filistin topraklarına, diasporaya ve küresel olarak ezilmişlerin ruhlarına yayıldığında veya İsrail henüz kurulmuş HAMAS hareketine, milliyetçi-laik grupların gücünü kırmak için, bilerek ve isteyerek yardım ettiğinde de bir Filistin devleti bahşetmeye niyeti yoktu.</p>
<p>Madrid&#8217;de veya Oslo&#8217;da; dostları, kendi ırkdaşlarının pahasına, zenginlik ve prestiji ele geçiren titrek Filistin Yönetimi, FKÖ&#8217;nün yerini aldığında da bir Filistin Devleti niyetleri yoktu. İsrail dünya basınına barış ve iki devletli bir çözüm için demeçler verdiğinde, yeryüzündeki Filistin&#8217;in acı çeken şehir ve köylerinin üzerinden inşa etmeye devam ettiği transit yollar ve otoyollar ile ilhak ettiği yerlerde, Batı Şeria ve Doğu Kudüs&#8217;te illegal Yahudi yerleşimlerini iki katından fazla arttırmıştı. Ürdün Vadisi&#8217;ni, Ürdün&#8217;ün uluslar arası sınırını, üzerinde oturan yerel kabileleri sürgün edip ilhak etmişti. Eninde sonunda, adalet, barış ve güvenlik uğruna başı gövdesinde koparılacak birçok sakat Filistinli&#8217;nin üzerinden bir engerek yılanının diliyle konuşuyor.</p>
<p>Ev yıkımlarıyla; sivil topluma yaptığı, Filistin tarihi ve kültürünü unutulma uçurumlarına dökmeye çalışan saldırılarıyla; İkinci İntifada süresince yaptığı üzerinde konuşulmayan mülteci kampı kuşatmaları ve altyapı bombardımanlarıyla; suikastleri ve fazlasıyla çabuk gerçekleştirilen infazlarıyla; debdebeli savaşa son verme güldürüsünden özgür, adil ve demokratik Filistin seçimlerinin içini boşaltmaya kadar, İsrail mümkün olan en güçlü dille, askeri gücün, tehdidin, gözdağının, tacizin, hakaretin ve aşağılamanın diliyle, kendi görüşlerini defalarca ve defalarca bilinir kıldı.</p>
<p>İsrail, Birleşik Devletlerin koşulsuz ve onaylayan desteğiyle, kendisine komşu yaşanabilir bir Filistin Devleti&#8217;ni kabul etmeyeceğini dünyanın geri kalanına yeniden, yeniden ve yeniden, arka arkaya tekrarlayan eylemleriyle açık etti. Daha ne duymamız gerekiyor ki? Uluslararası toplumun suçlu sessizliğini sona erdirmesi için daha ne gerekiyor ki? Apaçık, bütün dünyanın gözleri önünde günbegün gerçekleşen yalanların ve telkinlerin geçmesi için ne gerekiyor ki? Yeryüzündeki eylemler daha da korkun hale geldikçe, barış sözcükleri daha da ısrar edici bir hal alıyor. Hiç duymadan ve görmeden dinlemek ve izlemek, her biri bizim toplam utancımızı derinleştiren lakaytlık, cehalet ve suç ortaklığına izin veriyor.</p>
<p>Gazze&#8217;nin yıkımının HAMAS&#8217;la bir ilgisi yok. İsrail, tamamen kontrol altına alamayacağı bir yönetimi Filistin topraklarında asla kabul etmez. İsrail&#8217;in taleplerine boyun eğmeyen veya hakiki bir egemenlik ve bütün bölge halklarının eşitliğini amaçlayan herhangi bir birey, lider, grup ya da hareket; uluslararası insani hukukun ve insan hakları evrensel beyannamesinin kendi insanları için uygulanmasını talep eden herhangi bir hükümet ya da halk hareketi Yahudi Devleti için kabul edilemezdir. Bütün bu tek devlet hayali görenler kendilerine şunu sormak zorundadırlar: İsrail, kendi sınırlarının kıyısında yaşayan ve saatlik olmasa da günlük olarak onların yaşamlarına kastettiği göz önüne alındığında, kendi sınırları içinde yaşayan 4 milyon Filistinli&#8217;ye ne yapması beklenir? İsrail, Filistin topraklarını açıkça ilhak ettiğinde, varlık sebebini, kerameti kendinden menkul var olma nedenini ne değiştirebilir ki?</p>
<p>Filistin Ulusal Hareketi&#8217;ne hayat veren kan bugün Gazze sokaklarında akıyor. Her düşen damla intikam, acı ve nefret zeminini, sadece Filistin&#8217;de değil, Orta Doğu ve dünyanın çoğunda da besliyor. Bunun devam edip etmeyeceği konusunda bir tercihe sahibiz. Şimdi bunu yapma zamanı.</p>
<p><strong>Jennifer Loewenstein<br />
Çeviren: Talha Üstündağ<br />
Kaynak: </strong><a href="http://www.dunyabulteni.net"><strong>www.dunyabulteni.net</strong></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filistinicin.neyapabilirim.net/israilin-niyeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boykotun Hedefi Şirketler</title>
		<link>http://filistinicin.neyapabilirim.net/boykotun-hedefi-sirketler/</link>
		<comments>http://filistinicin.neyapabilirim.net/boykotun-hedefi-sirketler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Jan 2009 11:59:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[amerikan şirketleri]]></category>
		<category><![CDATA[boykot]]></category>
		<category><![CDATA[coca-cola]]></category>
		<category><![CDATA[nestle]]></category>
		<category><![CDATA[nokia]]></category>
		<category><![CDATA[robert fisk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filistinicin.neyapabilirim.net/?p=126</guid>
		<description><![CDATA[Boykot ile ilgili en çok sorulan soru, bu eylemin bir etki oluşturup oluşturmadığıdır. Daha önce yayınladığımız bir yazıda bu konuda çarpıcı bilgilere yer vermiştik. Aşağıda okuyacağınız yazıda ise dünyaca tanınmış gazetecilerden Robert Fisk, boykotun Amerikan şirketlerini nasıl etkilediğini ve sarsıcı sonuçlara yol açtığını anlatıyor. (Editör)
Beyrut. Beş Arap ülkesi arasında yakın ve koordineli bir Amerikan  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left">Boykot ile ilgili en çok sorulan soru, bu eylemin bir etki oluşturup oluşturmadığıdır. Daha önce <a href="http://filistinicin.neyapabilirim.net/boykot-siyonistleri-vuruyor/" target="_blank">yayınladığımız bir yazıda </a>bu konuda çarpıcı bilgilere yer vermiştik. Aşağıda okuyacağınız yazıda ise dünyaca tanınmış gazetecilerden Robert Fisk, boykotun Amerikan şirketlerini nasıl etkilediğini ve sarsıcı sonuçlara yol açtığını anlatıyor. (<strong>Editör</strong>)<span id="more-126"></span></p>
<div id="attachment_127" class="wp-caption alignleft" style="width: 288px"><a href="http://filistinicin.neyapabilirim.net/wp-content/uploads/starbucks_cup.jpg"><img class="size-full wp-image-127" title="starbucks_cup" src="http://filistinicin.neyapabilirim.net/wp-content/uploads/starbucks_cup.jpg" alt="starbucks_cup" width="278" height="337" /></a><p class="wp-caption-text">Türkiye&#39;de henüz yeni yeni yaygınlaşan Starbuck kahve&#39;nin başkanı Howard Schultz&#39;un etkin bir siyonist olduğu biliniyor.</p></div>
<p align="left">Beyrut. Beş Arap ülkesi arasında yakın ve koordineli bir Amerikan              mallarını boykot kampanyası başlamak üzere.<strong> Boykotun asıl hedefi              Starbucks kahve şirketi olmakla birlikte, boykot listesi Nestle,              Coca-Cola, Johnson&amp; Johnson ve Burger King gibi şirketleri de              içeriyor</strong>. Beyrut&#8217;ta protestocular, Starbucks şirketinin dört              mağazası önünde şirketin başkanı Howard Schultz&#8217;un İsrail yanlısı              açıklamalarını içeren ve Schultz&#8217;un <strong>&#8221; etkin bir Siyonist&#8221;</strong> olduğunu              belirten el bildirileri dağıtmaya hazırlanıyor.</p>
<p><strong>1998&#8242;de Schultz&#8217;a Kudüs merkezli Aish Ha-Torah Vakfı tarafından              İsrail 50. Yıl Destek Ödülü verildi. </strong>Vakıf,Yaser Arafat&#8217;a karşı              olması ve işgal altındaki toprakları sadece &#8220;tartışmalı&#8221; olarak              adlandırmasıyla tanınıyor.</p>
<p>Sturbucks&#8217;un en üst düzey adamı, geçen yılın başlarında ,Ariel              Sharon&#8217;un Batı Şeria&#8217;yı yeniden işgal ettiği zamanlarda,              Seattle&#8217;deki Amerikan Yahudilerine yaptığı bir konuşmada <strong> &#8220;Filistinlilerin terör karşısındaki hareketsizliğini</strong>&#8221; kınamış ve <strong>&#8221;              Filistinlilerin terörü durdurma konusunda üzerlerine düşeni              yapmadıklarını&#8221;</strong> söylemişti.Öte yandan, İsrail Dışişleri bakanlığı              sözcüsü Gideon Meir, Schultz&#8217;un Amerikan öğrencilerinin<strong> &#8221; İsrail&#8217;in              Ortadoğu krizi hakkındaki savlarını&#8221;</strong> duyurmadaki yardımlarını              övüyordu&#8230;</p>
<p>Sturbucks &#8211; Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn,Umman,Katar ve Birleşik              Arap Emirlikleri dahil olmak üzere- 6 Arap ülkesinde daha faaliyet              gösteriyor fakat aralarında Mısır Ein- Shams ve Kahire Amerikan              Üniversitesi&#8217;nde okuyan Filistinlilerin de bulunduğu boykotçuların              elinde; İsrail&#8217;i gerek Ortadoğu&#8217;da gerekse Amerika&#8217;da              destekledikleri için cezalandırmak istedikleri daha geniş bir              şirketler listesi var.</p>
<div id="attachment_128" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://filistinicin.neyapabilirim.net/wp-content/uploads/nokia_music_5300_1.jpg"><img class="size-full wp-image-128" title="nokia_music_5300_1" src="http://filistinicin.neyapabilirim.net/wp-content/uploads/nokia_music_5300_1.jpg" alt="nokia_music_5300_1" width="300" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Cep telefonu üreticilerinden Nokia İsrail&#39;e yoğun katkısıyla tanınıyor.</p></div>
<p>Bu şirketler arasında AOL Time Warner ( CNN&#8217;in şirketi-ç.n.-) ,              Disney, Estée Lauder, Nokia, Revlon, Marks&amp; Spencer, Sefridges ve              IBM şirketleri de var. Şimdilerde, Dubai Üniversitesi&#8217;ndeki ve              Suriye&#8217;nin başşehri Şam&#8217;daki öğrenciler de boykot kampanyasıyla              bağlantıya geçiyor.</p>
<p>Lübnanlı eylemcilerden biri olan Amira Solh, <strong>&#8221; Başlarda Lübnan&#8217;daki              dört boykot grubunun birlikte çalışmasını sağlamak bile oldukça              zordu&#8221; </strong>diyor.<strong> &#8221; Amerikan mallarını mı, yoksa İsrail ile kesin              ilişkisi bulunan şirketleri mi hedef alacağımıza karar vermekte              zorluk çektik. Bizi asıl harekete geçiren İsrail&#8217;in ilk kez              Arafat&#8217;ın Ramallah&#8217;taki karargahını kuşatması oldu. Lübnan zaten tüm              İsrail mallarına boykot uyguluyordu, biz de &#8220;ya İsrail&#8217;e doğrudan              yardım eden şirketleri ne yapmalı?&#8221; </strong>diye düşündük.</p>
<p><strong>&#8221; Çoğu Arap ülkesi kapitalist ekonomik düzene bağlı bugün ve bu              düzen İsrail&#8217;le yakın bağları olan Amerikan şirketlerini kabul              ediyor. Başlattığımız şey, aslında bir ekonomik savaş.&#8221;</strong></p>
<p>Burger King Arapların öfkesini ilk kez iki yıl önce işgal altındaki              Batı Şeria&#8217;daki illegal bir Yahudi yerleşim biriminde bir dükkan              açtığında çekmişti. Şirket, gelen tepkiler üzerine dükkanı önce              kapatmış, fakat Amerika&#8217;daki İsrail destekçisi lobilerin baskısıyla              daha sonra başka bir ad altında yeniden açılmasına izin vermişti.</p>
<div id="attachment_129" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><a href="http://filistinicin.neyapabilirim.net/wp-content/uploads/nestle-logo.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-129" title="nestle-logo" src="http://filistinicin.neyapabilirim.net/wp-content/uploads/nestle-logo-150x150.jpg" alt="nestle-logo" width="150" height="150" /></a><p class="wp-caption-text">İsrail&#39;i destekleyen firmalardan biri: Nestle</p></div>
<p><strong>Nestlé, yakınlarda İsrailli Osem firmasının büyük hisse payını satın              almıştı ve bu Nestlé&#8217;ye, Nescafé, Perrier, Carnation, Smarties ve              KitKat gibi kendi markalarını İsrail&#8217;de satma imkanını veriyordu.</strong> İsrailli bir gazetecinin sözleriyle bu&#8221; Osem&#8217;e dünya çapında bir              dağıtım ve reklam altyapısı sağlıyordu.&#8221; Yatırımcılara verilen son              bir rapora göre Osem- Nestle işbirliği 4 ay için 7.5 milyon $ kar              açıkladı.</p>
<p>Lübnan&#8217;da bir fabrikası da olan Coca-Cola Araplardan gelen              tepkileri, İsrail&#8217;de fabrikası bulunmadığını ve Fanta ve Sprite              dahil sattığı ürünlerin ithal edildiğini vurgulayarak atlatmaya              çalışıyor. Coca-Cola&#8217;nın aniden Beyrut&#8217;un güneyindeki Cezzine&#8217;de              Lübnan&#8217;ın simgesi olan sedef ağacı ekme programı başlatması da              protestocuları yumuşatma amacı taşıyan çalışmalar olarak              değerlendiriliyor.</p>
<p>Dünya çapında 4709 perakende satış noktası olan Starbucks şirketi,              İsrail yanlısı görünümünü aslen Yahudi olan başkanları Howard              Schultz&#8217;un &#8221; terörizmin Filistinli insanları temsil etmediğine              inandığı&#8221; yolundaki sözlerini protestoculara anlatarak hafifletmeye              çalışıyor.</p>
<p>Sturbucks yetkilileri,yerel sinagogunda yaptığı konuşma üzerine              yaptıkları açıklamada &#8221; Howard sivil bir birey olarak konuşuyordu ve              medyayla bu konu üzerine bir mülakat vermedi.&#8221; diyordu. Şirketten              protestolara verilen bir başka cevapta şirketin &#8221; Ortadoğu&#8217;daki son              olaylardan dolayı son derece üzgün olduğu&#8221; belirtiliyor ve ,              Schultz&#8217;dan bir alıntı yapılıyordu &#8221; Seattle&#8217;daki konuşmamın              Filistin düşmanlığı olarak yanlış yorumlanmasına çok üzüldüm. Ben              her zaman barış yanlısı oldum ve iki halkın barış içinde beraber              yaşamasını savundum.&#8221;</p>
<p>Arap öğrenciler, Amerikalı şirket yöneticilerinin asıl korkusunun              Arap dünyasındaki kayıplarından çok Avrupa ve hatta Amerika&#8217;daki              Filistin yanlılarının protestolarına destek vermesi olduğunu              söylüyorlar.</p>
<p>Schultz, İsrail&#8217;in işgal edilmiş topraklarda inşa ettiği kanunsuz              Yahudi yerleşimlerini kınamaz gözükürken, bir yandan da Sturbucks&#8217;un              İsrail pazarına girmesine öncülük etti ve geçen yıl Tel Aviv              merkezli ortak Shalom Coffee Ltd. adlı ortak bir şirketle iki mağaza              açıldı. Bu yılın sonunda Sturbucks İsrail çapında 20 civarında yeni              kahve evi açmayı planlıyor.</p>
<p>Schultz İsrail&#8217;in sadık bir ziyaretçisi ve öte yandan, Theodor Herzl              misyonun davetlisi olarak İsrail&#8217;i ziyaret eden sayılı şahsiyetden              biri. Herzl misyonun yemekli galasında &#8221; İsrail-Amerikan ittifakını              desteklemede hayati rol alanları&#8221; onurlandırmak üzere Sion&#8217;un              Dostları&#8217;nın ödülleri dağıtıldı.</p>
<p>Theodor Herzl misyonunun diğer misafirleri arasında Baroness              Thatcher, Beyaz Saray sözcüsü Newt Gingrich, ve eski Amerikan              valisi, şimdilerde &#8221; Anavatan&#8217;ın Güvenliği&#8221;&#8216;nin başkanı olan Tom              Ridge de var.</p>
<p align="left"><strong>Robert Fisk, The Independent, 14 Haziran 2002 </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filistinicin.neyapabilirim.net/boykotun-hedefi-sirketler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İsrail İçin Ne Yapabilirim?</title>
		<link>http://filistinicin.neyapabilirim.net/israil-icin-ne-yapabilirim/</link>
		<comments>http://filistinicin.neyapabilirim.net/israil-icin-ne-yapabilirim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 08:48:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[james petras]]></category>
		<category><![CDATA[obama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filistinicin.neyapabilirim.net/?p=94</guid>
		<description><![CDATA[Okuyacağınız yazı ABD&#8217;nin yeni başkanı Barrack Obama&#8217;nın ortadoğu politikalarına dair önemli ipuçları veriyor. Sistemi yönetenlerin zaman zaman değişim geçirselerde sistemin sürekli olarak temel çizgilerini koruduğunu vurgulayan yazı, çok çarpıcı detaylar içeriyor&#8230; (Editör) 
Obama Şimon (Shimon) Peres’e soruyor: “İsrail için ne yapabilirim?”
– Haaretz,  17 Kasım 2008
Filistin Bölgesi İnsan Hakları BM Özel Raportörü Richard Falk, İsrail politikalarının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Okuyacağınız yazı ABD&#8217;nin yeni başkanı Barrack Obama&#8217;nın ortadoğu politikalarına dair önemli ipuçları veriyor. Sistemi yönetenlerin zaman zaman değişim geçirselerde sistemin sürekli olarak temel çizgilerini koruduğunu vurgulayan yazı, çok çarpıcı detaylar içeriyor&#8230; (<strong>Editör</strong>) <span id="more-94"></span></p>
<p><em>Obama Şimon (Shimon) Peres’e soruyor: “İsrail için ne yapabilirim?”<br />
</em><span style="text-decoration: underline;">– Haaretz,  17 Kasım 2008</span></p>
<p><em>Filistin Bölgesi İnsan Hakları BM Özel Raportörü Richard Falk, İsrail politikalarının insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu söyledi …’Toplu cezalandırma” diye adlandırdığımız durumu yaşayan Filistin halkını korumak için BM’nin harekete geçmesi gerektiğini belirtti… Ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi İsrailli sivil liderlerin ve askeri komutanların Gazze kuşatmasında uluslararası ceza kanununu ihlalden suçlanıp dava açılması gerekip gerekmediğini soruşturmalı dedi.<br />
</em><span style="text-decoration: underline;">– BBC Haber, 10 Aralık 2008</span></p>
<p><em>İran ile sert ama doğrudan diplomasiyi azar azar arttırmamız gerekir. Onlara nükleer silahları geliştirmelerinin kabul edilemez olduğunu, Hamas ve Hizbullah gibi terörist örgütlere finans sağlaması, İsrail’e karşı tehditleri inandığımız her şeye karşı olduğunu açıkça anlamaları gerekir… Bu gruplara karşı sertleşmemiz gerekebilir… Ve onlara açık bir tercih sunmalıyız… Bunu sert yolla mı yumuşak yolla mı yapmak istiyorlar.<br />
</em><span style="text-decoration: underline;">– NBC Meet the Press programında Başkan Seçilen Obama, 7 Aralık 2008</span></p>
<div id="attachment_95" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://filistinicin.neyapabilirim.net/wp-content/uploads/obama_and_israel.jpg"><img class="size-medium wp-image-95" title="Obama 2008" src="http://filistinicin.neyapabilirim.net/wp-content/uploads/obama_and_israel-300x232.jpg" alt="Obama 2008" width="300" height="232" /></a><p class="wp-caption-text">ABD Devlet Başkanı Barrack Obama</p></div>
<p>Önde gelen Siyonist sözcülerden biri olan, eski parlamento üyesi, Federal Yargıç, Başkan Bill Clinton’ın Beyaz Saray Danışmanı ve Obama’nın ilk destekleyenlerinden olan Abner Mikvner’e göre, “Barak Obama ilk Yahudi Devlet Başkanı’dır”. Mikvner’in doğrulaması Obama’nın hem İsrail Devletine hem de  Birleşik Devletlerdeki Siyonist İktidar Düzeni’ne tek yönlü ve uzun süreli taahhüdünü yansıtıyor. Aynı zamanda mali ve siyasi olarak güçlü bir Yahudi Siyonistleri ağının uzun süreli ve başarılı çabasıyla “Birinci İsrail” siyasi düzenlerini Obama’nın “aklına sokmaya” çalışmasını yansıtıyor. İkincisiyle ilgili olarak çarpıcı olan bazı Yahudi Siyonist liderler tarafından Obama’nın profesyonel ve siyasi kariyerinin yapılmasında, gerçekte Başkan seçilmesinde kendi akademik veya profesyonel başarısını reddedip “başrolleriyle” ilgili küçük düşüren ve küstah iddiaların söylenmesidir. (Tarihi olarak bu bazı Amerikan Yahudilerinin Afro-Amerikalılar adına 60’larda Sivil Haklar savaşı için, özellikle siyahî Amerikalıların kendi mücadelelerindeki bağımsız siyasi rollerini reddederek, mücadele edip kazandıklarını sürekli iddia etmelerinde görünüyor.) Hatta onun “bilgeliği”, “dehası” ve “entelektüel zekâsı” hep İsrail Devleti’nin karşılıksız desteği ile bağlantılı kişisel övgüleridir.  Şayet İsrail’e Gazze’deki açlık ambargosuna son vermesini önerirse Siyonist meslektaşlarının zekâsıyla ilgili alkışlarının yerini kaba tahkirlerin alacağını herkes kolaylıkla tahmin edebilir… Siyonistlerin adamlarını tanıdığını söylemeye gerek yok. Kendilerinden emin bir şekilde konuşmadan önce gücü ölçüp biçen ihtiyatlı ve sağduyulu bir politikacı olduğunu iddia ederken, özellikle beyaz Saray’ı, ekonomik konseyleri ve güvenlik takımlarını Siyonist fanatiklerle doldururken.</p>
<p><strong>Obama’nın Yapılışı ve Yeniden Yapılışı</strong></p>
<p>Ulusal olarak önde gelen Birinci İsrail propaganda organı Chicago Jews News gazetesi, Pauline Dubkin’in yazdığı “Obama ve Yahudiler” üzerine uzun bir makaleyi yayınladı. (24 Ekim 2008). Makalede “siyasi sahnenin uzun süreli Yahudi gözlemcisi” olduğunu onaylayarak “Obama’yı Yahudilerin başkan yaptığını, nereye bakarsanız bakın bir Yahudi varlığı göreceğinizi” belirtiyor.</p>
<p>Bu sadece pek çok siyasi konuda sürekli bombardımana tutulduğumuz bir Siyonist gücü aracısının sıradan küstahça kendini büyük görme övünmeleri değil, aynı zamanda Obama’nın özellikle sonraki günlerde siyasi hırslarında ilerlemede neye dönüşeceğinin önemli bir parçasını yansıtıyor. Herhangi bir şey için (ne kadar kötü olduğu ya da ahlaksız olduğu fark etmez) övünmeye hazır kendi reklâmını yapan Siyonistler (ZSP), Wall Street spekülatörleri, Ivy League (Sarmaşık Birliği) profesörleri, Pentagon militaristleri, kültürel bilgeler ve hatta caz ve sürekli yeniden yazılan tarih gibi (ya da Obama’nın durumunda olduğu gibi biyografi) sanat tarzlarının anahtar patronları Amerikan yaşamının her yönünde kendi önemlerini en üst düzeye çıkarırlar. ZSP makalelerinde Obama’nın beyaz Yahudi olmayan büyük annesinin onu entelektüel yetiştirdiğinden ve yazma, konuşma ve eğitimli bir insan olarak akıl yürütme gibi entelektüel becerilerinin temelini aldığı elit özel okullara gitmesi için alacağı burslar için özenle talepte bulunduğunu bahsetmekten uygun bir şekilde kaçınırlar. Obama’yı elit bir Ivy üniversite mezunundan etkin bir sosyal eylemciye dönüştüren Rahip Jeremiah Wright’ın merkezi önemi ZSP tarafından onların “saptırmacı ve Yahudileştirilmiş” Obama biyografisinin dışında bırakılıyor. Wright’in desteği ve geniş güvenilirliği nedeniyle Obama Chicago’nun Afro-Amerikan civarlarında düzenlenen topluluklara katılabiliyordu. Bu Rahip Wright sayesinde olmasaydı, Obama’nın asla Chicago siyasetine katılmak için sosyal bir temeli ya da örgütsel bir deneyimi olmazdı. Obama bu becerileri ve halk ilgisini kazandıktan hemen sonra Siyonist çıkarcı politikacıları onu fark etti ve onun hırsları ve egosu üzerine çalışmaya koyuldu ve İsrail yanlısı gündemleri için onu kuvvetlendirip siyasi kariyerini finanse ettiler.</p>
<p>Siyonistlerin biyografisini yeniden yazmasına Obama tarafından karşı konulmadı. Yeni danışmanlarına, Birinci-İsrail ideologlarına ve mali destekçilerine uymak için kendi isteğiyle eski danışmanlarını, ayrıca İsrail’in koşulsuz destek çizgisindeki Siyonistlere bağlı kalmayan siyasi danışmanlarını ve siyasi arkadaşlarını aşağılayıp uzaklaştırdı. Hemen akla iki vaka geliyor. Obama’nın dış politika danışmanları arasındaki Zbigniew Brzezinski ve Robert Malley’in varlığına Siyonist görüştekiler muhalif olunca, Obama’nın iç halkasındaki Siyonistler tarafından hemen Obama’nın da onayıyla olayların merkezinden uzaklaştırıldılar. İşkence taraftarlığıyla adı çıkmış Harvard Hukuk Profesörü Siyonist faşist Alan Dershowitz Demokrat Parti Toplantısında konuşurken (eski başkanların yüzyıllardır süren siyasi geleneğini müteakip) eski ABD Başkanı Jimmy Carter (İsrail’in ırkçı politikaların prensipli bir eleştirmeni)  hakkında uğultu çıkardığında, Siyonistler beş dakikalık bile onunla ilgili konuşmasını küstahça hakaretler ederek kestiler. Obama’nın da onayıyla ‘Profesör’ Dershowitz açıkça eski Başkanı sansürleyerek Demokrat aday Obama üzerine başarısı ve gücü hakkında övücü sözler söyledi.</p>
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 300px"><img src="http://skew.dailyskew.com/uploaded_images/obama-israel-708341.jpg" alt="" width="290" height="270" /><p class="wp-caption-text">Barrack Obama Ağlama duvarında...</p></div>
<p>Obama’nın Birinci-İsrailci olarak dönüşümü ZPC’nin ABD siyasi sistemine neredeyse yenilmez bir güç üssü kurma metotları için mükemmel bir vaka çalışmasıdır. ZPC’nin kuruluşu önceden planlanmış, merkezi olarak kontrol edilen bir entrika sonucu değildir. Obama’nın dönüşü ideolojik ayrım, bireysel, aile ve toplum temelli çabalarla başladı. Obama yerel ofisten siyasi ofise yükseldiğinde Siyonizmin reklâmı da yerel çabadan ulusal ve örgütlü bir çabaya dönüştü. Bu çabaların içinde kampanya finansmanı, iş kariyer tayinleri ve İsrail için ödenmiş propaganda ve öğreti ziyafetleri bulunuyordu.</p>
<p>ZPC Birinci İsrail çizgisine parmak ucuyla dokunmayı reddeden ve inatçı kalan İsrail’in kamu siyasi eleştirmenleri için pek çok Yahudi toplumsal örgütlerle medya karalamaları ve sistematik kamu teşhiri aracılığıyla misilleme ve gözdağı tehditleri ve ‘askere almalarla’ ilgili olarak olumlu yönlendirmeler yapıyor.</p>
<p>Chicago Jews News gazetesinde yayımlanan makaleye göre Obama’yı Birinci-İsrailciye dönüştürme Harvard Hukuk Okulundaki çalışmaları sırasında Siyonist Profesör Martha Minow tarafından “zeki, umut vadeden ve siyasi olarak hırslı” ve muhtemel bir asker olarak ‘belirlendiğinde’ başladı. Profesör övünerek Demokrat olan babası da dâhil aile üyeleriyle nasıl irtibat kurup, Chicago’da hukuk firmaları olan Siyonistlere Obama’yı işe almalarını nasıl tavsiye ettiğini anlatıyor. Kısacası Siyonistler arasına adam almada ilk adım ilk irtibat için prestijli bir akademik geleceği kullanmaktı ve bunu müteakip profesyonel bir ağla kariyer ilerlemesi vaadiydi.</p>
<p>Bir sonraki adım önde gelen Siyonist mali destekleyiciler de dâhil Yahudi Toplumundaki dostlar ve komşuların birliğine Obama’yı tanıtmaktı. Obama’nın ilk destekçileri siyasi geleceğinin Birinci-İsrail gündemine tam taahhüdüne dayanan Siyonist müttefiklere ve desteğe bağlı olduğunu ikna etmekte anahtar bir rol oynadılar. Demokrat Parti’deki Siyonist liberal destekçilerle bağları sıkılaştı. Siyah toplum örgütleri, Protestan rahibi ve eski danışmanı olan Afro-Amerikalıların vaizi Rahip Jeremiah Wright ile olan bağları zayıfladı. 1990ların sonları itibariyle Obama liberal Siyonist Demokrat Parti içine iyice yerleşti ve başkanlık kampanyasında çok önemli olan iki Siyonist kimlikle ekip kurdu: 2002’den beri Obama’nın baş siyasi stratejisti ve 2008’deki başkanlık kampanyasındaki baş mimar ve taktikçisi olan David Axelrod ile milyarder emlak sahibi ve azimli Birinci-İsrailci Phillip Klutznick’in kızı Bettylu Salzman. Salzman/Klutznick, Obama İsrail’in menfaatlerine taahhüdünü temin etmemiş olsaydı liberal siyaseti nedeniyle destekleyip finanse etmeyeceğini itiraf ediyor. Şöyle söylüyor, “Açıkçası İsrail’e ve simgelediği şeye muhalif olan birini desteklemeyeceğim. İsrail ile ilgili tüm meselelerde kesinlikle doğru yolda. (Hillary) Clinton ile tam olarak aynı yerde, belki daha da güçlü. Daha aydın bir düşünür.” (Chicago Jewish News, 24 Ekim 2008) Obama Illinois Senatosunda hizmet ederken, Ortodoks Yahudi ve fanatik Birinci-İsrailci Ira Silverstein ile aynı ofisi paylaştı. Rolünü Obama’ya Yahudi Ortodoksluğunu “öğretme” ve daha önemlisi “İsrail yanlısı duyguları paylaşmayı” öğretme olarak övünüyor. “Silverstein PLO (Filistin kurtuluş örgütü) bombalamalarını kınayan sayısız kararı desteklerken Obama da hevesle yardımcı destekçisi oldu.” (aynı haberde)</p>
<p>Chicago Siyonist İktidar Düzenine tam olarak girince Obama’ya Axelrod, Klutznick ve diğer önemli stratejistler tarafından İsrail’e zorunlu ritüel hac yolculuğunu yapması ve Senato kampanyası bağlamında liderlere itaatini göstermesi tavsiye edildi. İki yıl sonra 2006 yılında İsrail’e ziyareti sırasında Obama’ya Chicago Kenti Yahudileri Federasyonu’nun başkan yardımcısı eşlik etti. Siyonist rehberiyle Obama İsrail Ordusu tarafından vahşice baskı gören ve her gün Siyonist Faşist yerleşimciler tarafından saldırıya uğrayan Filistinlilerin durumunu tamamen görmezden gelerek İsrail devleti ile “bağlantı kurdu”. Obama tamamen kendini adamış bir Siyonist Afro-Amerikan politikacı olarak geri döndü.</p>
<p>İsrail ZPC sertifika onayıyla Obama’nın mali destek temeli genişledi. Illinois’de Obama’nın mali kampanyasını yürüten James Crown’ın babası Lester Crown gibi bazı zengin İsrail yanlısı Yahudi Amerikalıları dâhil etti. Baba Crown’a göre “Onunla tanıştığımdan beri, İsrail hakkında defalarca konuştuğumuz zamanlarda İsrail’in savunma pozisyonunun ve İsrail’in güvenlik durumunun ateşli destekleyicisiydi.” (aynı haberde)</p>
<p>Filistin’in tüm topraklarını İsrail’e katmak ve ‘Arapları’ sürmek isteyen ve Obama’nın geçici iki devlet çözümüyle rahatsız olan Siyonist faşistlere, Crown Obama’nın teklifinin Filistin’den tavizler için o kadar önemli taleplerle söylendiğini temin ediyor ki hükmü kalmamış bir kanun hükmünde olduğunu söylüyor.</p>
<p>Bu Siyonistliğe iyice girmiş Obama’yı tüm Yahudiler kabul etmiyor: Bazı ırkçılar Rahip Jeremiah Wright ile olan “çok yakın ilişkisi” nedeniyle güvenilmez ve niteliksiz bir ‘Kara’ olduğunu düşünerek reddediyorlar. Siyonizmden etkilenen kitle iletişim araçları fikirlerini aşırı muhafazakâr kanattan aldı ve Rahip Wright’a ve Obama ile bağlantılarına karşı bir nefret kampanyası başlattılar. Obama’nın başkanlık kampanyasını yürüten ‘liberal Siyonistler’ Obama’yı kendisini 1980lerdeki danışmanı ve eski vaizinden uzaklaştırması için kolayca ikna ettiler. Obama razı oldu. Bununla beraber, Cumhuriyetçi Sağ kanat ve Siyonist faşistler birlikte Obama’nın Rahibi açıkça reddetmesini talep ettiler. Liberal Siyonistler metni hazırladılar ve Obama ezberden okudu. Metin Rahip Wright’ı şiddetli kınama içeriyordu, özellikle Wright’ın Filistinlilerin özerklik ve kendi geleceklerini saptama savunması ‘suçlarından’ biri olarak sayılıyordu.</p>
<p>Obama Ürdün Nehrini geçti. Siyon faşistlere teslim olması liberal Siyonist destekçilerine yakın ve uzun süreli bağlılığının kaçınılmaz bir sonucuydu. Baskı görenlerin ünlü Afro-Amerikan Hıristiyan din adamının kamu önünde tasfiye edilmesi ve kırbaçlanması Siyonistlerin Obama’yı Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk Yahudi (daha doğrusu Siyonist) Devlet Başkanı yapması yolunda sadece bir başlangıçtı. Daha sonra geçmişte İsrail’in politikalarını en ılımlı şekilde bile olsa eleştirmiş ya da ABD’deki Yahudi Lobisinin ya da İsrail’in herhangi bir eleştirisini övmüş ‘merkezci’ ya da ‘gerçekçi’ tüm danışmanların tasfiyesine sıra geldi. Bu açıkça ‘ilişkilendirme yoluyla suçlamaydı’.</p>
<p>Siyonist faşistler kısa süre sonra Obama’nın liberal Siyonistlerini sırasıyla Soğuk Savaş Ulusal Güvenlik Danışmanı Zbigniew Brzezinski’yi, eski Devlet Başkanı Jimmy Carter’ı, Harvard Üniversitesi Kennedy Devlet Okulu’nda okutman ve yazar olan Samantha Power’ı, Siyonizme karşı sezilen suçlarından ötürü eski Clinton danışmanı Robert Malley’i başkanlık kampanyası sırasında tasfiye etmelerine zorladı. Brzezinski “tarafsız Orta Doğu politikasını” savunmaktan suçlandı. Bu durum Büyük Amerikan Yahudi Örgütlerinin Başkanlarına (PMAJO) hâkim olan İsrail’in koşulsuz destekçilerinin gözünde açıkça ‘Yahudi düşmanı’ olarak görünüyordu. Daha da kötüsü Yahudi siyasi görüntüye tam bir saldırı olarak görülen İsrail Lobisinin eleştirildiği Walt-Mearsheimer kitabını övüyordu. Power ve Malley aynı zamanda Birinci-İsrail çizgisini de ihlal etmişti. Brzezinski Profesörler Walt ve Mearsheimer’ın çalışmasını övdüğü sözlerini geri alsa da ‘sakıncalı üçlü’ dış politika uzmanının üyeleriyle birlikte uzaklaştırıldı ve Orta Doğu ile ilgili politika meselelerine herhangi bir katkı yapmaktan çıkarıldılar.</p>
<p>Obama’nın Orta Doğu politikasının kontrolü, İsrail’in İran nükleer ve askeri tertibatına öncelikli olarak silahlı saldırı dâhil aşırı militarist politikalarının şiddetli Siyonist savunucusu Dennis Ross tarafından üstlenildi. Ross Gazze Bölgesinde yaşayan 1,5 milyon kişinin İsrail açlık ambargosunun koşulsuz destekleyicisidir ve Lübnan’daki sivil hedeflere karşı hava saldırılarını tamamen desteklemiştir. Obama’nın Ross tayini liberal, Ortodoks ya da faşist fark etmez tüm Siyonistler için Orda Doğu’daki ABD politikasının İsrail Devleti’nin ve askeriyesinin menfaatlerine tabi olmaya devam edeceğinin en açık garantisidir.</p>
<p>Obama’nın Orta Doğu politikasıyla ilgili tüm ılımlı sesleri tasfiye etmesi ve fanatik Birinci-İsrailcileri kampanyasında ve yeni Yönetiminde anahtar pozisyonlara getirmesi Siyonist İktidar Düzenine uzun dönemli ve derinlemesine daldığını yansıtıyor. Sonuç “Yahudi Devlet Başkanı” olmasıdır. Beyaz Saray, ekonomi ve güvenlik ile ilgili en önemli tayinleri Obama’nın adaylığının seçim öncesi Siyonist güç tarafından yapıldığını, zorla kabul ettirildiğini ve yazıldığını en iyi şekilde yansıtmaktadır.</p>
<p><strong>‘Yahudi Başkanın’ Biçimlendirilmesi</strong></p>
<p>Obama’nın en uzun süre destekleyicilerinden biri olan Rabbi Arnold Jacob Wolf Obama’nın Siyonist tayinleriyle ilişkisine bir ipucu veriyor. Rabbi Wolf’a göre “Obama Yahudi dünyasının içine yerleşmiş durumda.” Rabbi tüm Yahudilerin Birinci-İsrail görüşlerini kabul ettiğini küstahça varsayarken, Yahudi-Siyonist dünyasını kastediyorsa kesinlikle haklıdır.</p>
<p>Obama’nın gözle görülür derecede başarısız ekonomist ve güvenlik görevlilerini seçmesini ZPC’ye olan uzun dönemli ve geniş çaplı bağlantılarından daha iyi açıklayacak bir şey yoktur.</p>
<p>Obama ABD-İsrail çifte vatandaşlığı olanları tayin ederek işe başladı. Illinois Meclis Üyesi Rahm Emmanuel ve Siyonist David Axelrod Beyaz Sarayda makama getirilirken, Lawrence Summers (Yahudi faşisti, işkence savunucusu Alan Dershowitz ile uzun süreli Harvard dostluğu oldu) Beyaz Saray ekonomi danışmanı başkanlığına getirildi. Summers ömrü boyunca Birinci-İsrailci oldu. Harvard Üniversitesindeki başkanlığını İşgal Edilen Bölgelerdeki İsrail politikalarını eleştiren bir grup fakülte öğrencisine konumundan güç alarak saldırmak için kullandı. Clinton dönemindeki eski Hazine Bakanı iken şu anda tamamen harap olan spekülasyonun hâkim olduğu mali sistemin baş mimarıydı. ‘Yahudi Başkanlığı’ çizgisinde Obama önde gelen Birinci-İsrailcilerden birini Ortadoğu politika yapıcılardan biri yaptı. – Dennis Ross İran ile ihtiyadi savaşı savunan bir başkanlık makamının metnini yazanlardan biri ve yönlendirici bir Siyonist düşünürdür. Ross Obama’nın muhitinde önemli bir Siyasi figürdür ve tayini Büyük Amerikan Yahudi Örgütlerinin 52 Başkanı (PMAJO) için garantidir. Obama rejimi Amerikan silahları ve Amerikan vergi parasıyla Arap ve Farsça konuşulan bölgesel komşulara her İsrail savaş suçunu, saldırısını veya işgalini takip edip destekleyecektir. Ross, Axelrod, Summers, Emmanuel ve Kongre’deki korkak takipçileri Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC) ve tüm Siyonist toplumu temelli ağ ile Obama’nın kendi gündemlerine içinden çıkamayacak şekilde bağlı olduğunu temin edeceklerdir. İsrail’in Filistin’i işgalini ve sözde nükleer tehdidi ile ilgili uydurmalara dayanarak İran ile ihtiyadi savaşın reklâmına karşı gelen herhangi bir istihbarat soruşturmasının, yargısal sorgunun ya da Birleşmiş Milletler raporunun yayınlanmasına izin vermeyecekler. Son zamanlarda tayin edilen tüm Siyonistler İsrail’in sahte bir İran nükleer silahlar programı iddialarının aksini ispatlayan Birleşmiş Milletlere ve Uluslar arası Atom Ajansını suçladı. Yeni atanan Ulusal Güvenlik Danışmanı General James Jones’un İşgal edilen Bölgelerdeki sivil Filistin aklına karşı İsrail’in suçlarının yerinde soruşturmasının oldukça eleştirel iç raporunu asla kamuya açıklamayacağından emin oluyorlar.</p>
<p>Devlet Bakanı Hillary Clinton, Devlet Başkanı Obama ve Savunma Bakanı Gates Siyonist ağına öyle derinlemesine girmiş durumda ve Birinci-İsrail ideolojisini öyle derin aşılamışlar ki ZPC ‘baskısına’ gerek bile olmayacak. Aslında bu üç Siyonistleşmiş Zombi yaltaklanmaya ve boyun eğmeye hevesliler. Hatta her göz kırpma ve mimikte İran’a karşı BM vetoları ve tekrarlanan provokatif savaş eylemleri sinyali vermekteler. Filistinli mukimlerin haklarını etkili bir şekilde reddederek Kudüs’ü Yahudilerin ‘bölünmez’ başkenti olarak tanıyarak Siyonist danışmanlarını memnun etme hevesinde Başkan Bush’u bile geçtiler.</p>
<p>ABD’nin iç ve dış siyasi hayatı ve yönetimindeki stratejik ekonomi ve güvenlik makamlarının ele geçirilmesi üzerinde özenle çeki düzen verilen ilk ‘Yahudi Başkanlarını’ seçmelerinden ziyade ZPC’nin hâkimiyetinden kimse söz etmiyor.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Dünyanın stratejik bir bölgesinde militarist bir sömürgesel güç için ilk ve en önemli hırslı siyasi dedektif olarak hareket edenlerin azınlığının yükselmesi, dünya barışına ve son zamanların tarihindeki ABD demokratik değerlerine en büyük tehlikeyi temsil eder.</p>
<p>Şunu bir düşünün: Siyonistler ve onların içine girmiş klonları sadece Beyaz Sarayı yönetmiyor, aynı zamanda gündemlerinin, örgütlerinin ve İsrail Devletinin herhangi bir eleştirisini cadı avıyla susturmak ve tahkir etmek için (sol, liberal, merkez ve sağdaki) tüm siyasi düzenlerin sahipleriler. Bir eleştirmenle karşılaştıklarında tüm düzen tek bir ağızdan ‘Yahudi düşmanlığı’ diye bağırıyor ve arkasından keskin sivil yaptırımlar geliyor. Siyonist menajerler altındaki Obama’nın kariyeri gösterdiğine göre eski Afro-Amerikan danışmanı ve manevi kurul üyesi Rahip Wright’a karşı itici suçlamalar yağdırabiliyor; eski Devlet Başkanı ve Obama destekleyicisi Jimmy Carter’ı bir tarafa atarak açıkça aşağılayabiliyor; İsrail’in işlediği insanlık suçlarına işaret ettiği için (gerçi bu tür gözlemler Avrupa basınında ve siyasi arenalarında her gün yapılıyor) Brzezinski gibi önceki Demokrat Yönetimden üst düzey dış politikacıları arıtıp ‘zararsız hale getirebiliyorlar’.</p>
<p>Düzen, teşvikleri (Obama’nın reklâmının yapılması gibi) ve caydırıcı önlemleri (Carter’ı etiketlemek gibi) birleştiriyor. Bir bireyin, politikacının, akademisyenin, yazarın ya da gazetecinin İsrail Devletine ‘faydalı’ mı (şartsız destekçi olması gibi) yoksa ‘zararlı’ mı (eleştirmesi gibi) olduğuna dayanıyor.</p>
<p>Obama deneyimi, küçük, sıkı örülmüş, yi örgütlenmiş ve iyi finanse olmuş bir azınlığın nasıl profesyonel makamlara ve güçlü ekonomik girişimlere getirildiklerini resmediyor. Geçmişte Siyonist eşkıyalığının sivil toplumdaki konuşma özgürlüğümüze saldırmasını yaşadıysak, bu eşkıyaların Beyaz Sarayın tam kontrolünü ellerine geçirdiklerinde neler yapabileceklerini bir düşünün. Gerçekten Amerika Birleşik Devletlerinin ‘İlk Yahudi Başkanı’! Amerikan halkını, onların haklarını, menfaatlerini ve ülkelerinin bağımsız dış politikasını nerede bırakıyor?</p>
<p><strong>Son Söz</strong></p>
<p>Aralık 2008’in başlarında İsrail’in ‘Bibi’ Netanyahu liderliğindeki sağ kanat partisi Likud gelecek ulusal seçimler için (12 Şubat 2009) aday listesini tayin etti. Gösterilen adayların çoğunluğu pek çok İsrail gazetecinin “sıkı sağcı” ya da tam olarak Siyon faşistliği olarak tanımladığı tarzda kişilerden oluşuyor. Likud Partisi çoğunluğu tüm Filistinlilerin (yani Yahudi olmayanların) Büyük İsrail’den kovulmasını, Gazze’nin askeri zaptını, barış görüşmelerinin her bahanesinin son bulmasını ve İran’ın hemen bombalanmasını destekliyor.</p>
<p>Şu anda Likud ve faşistleri İsrail Yahudilerinin çoğunluğunun desteğini alıyorlar. Kazanırlarsa “İsraillilerin kime oy vereceklerini sorgulamak bizim işimiz değil. Bizim görevimiz İsrail Devletini desteklemektir,” diyen ABD’deki İsrail yanlısı başlıca saygın Yahudi örgütlerin desteğini alacakları kesin.</p>
<p>İsrail faşist rejiminin seçilmesi Washington’daki bahsi arttıracak. Obama’nın Siyonist düzene girmesi Yahudi faşizmini, Filistin’in tamamen etnik arındırılmasını ve onların tek taraflı İran’ı ‘bombalama’ kararlarını desteklemeyi içeriyor mu? Başkanlığının üçüncü haftasına giren Obama’yı bölgedeki ABD politikasının yapısını tanımlayacak en büyük Ortadoğu meydan okuması bekliyor.</p>
<p>Obama son zamanlarda henüz ABD’de bir anlaşma olarak imzalanmasa da İsrail’i korumak için Washington’un İran’ı bombalayabileceğini ileri sürdü. Bununla ilgili olarak Bush Yönetimi Ortadoğu’daki küçük bir ülke için oğullarının nükleer yanma riskine Kansas’taki Amerikalı ebeveynlerin ikna edilmesinin oldukça güç olacağını küçümser bir şekilde belirtti. Açıkça Obama İsrail’i içeren meselelerde Bush’tan bile daha büyük bir savaş tüccarı. Bu ‘Yahudi Devlet Başkanı’ olmaktan ileri geliyor.</p>
<p><strong>James Petras<br />
Çev: Hale Akman/Timeturk</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filistinicin.neyapabilirim.net/israil-icin-ne-yapabilirim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boykotun Önemli mi?</title>
		<link>http://filistinicin.neyapabilirim.net/boykotun-onemini-kavrayamayanlara/</link>
		<comments>http://filistinicin.neyapabilirim.net/boykotun-onemini-kavrayamayanlara/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2009 16:55:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[boykot]]></category>
		<category><![CDATA[coca-cola]]></category>
		<category><![CDATA[şükrü hüseyinoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filistinicin.neyapabilirim.net/?p=85</guid>
		<description><![CDATA[Birkaç yıl önce “Zalimlerin ambargosu  varsa, bizim de boykotumuz var” başlıklı bir yazı kaleme almıştım.  O yazıda başta insanlık düşmanı ABD ve stratejik müttefikleri  İngiltere ve İsrail olmak üzere İslam topraklarını işgal altında  bulunduran bütün zalim güçlerin kendilerine karşı direnen Müslümanları  sindirmek için türlü insanlık suçları yanında ambargoyu da bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birkaç yıl önce <strong>“Zalimlerin ambargosu  varsa, bizim de boykotumuz var” </strong>başlıklı bir yazı kaleme almıştım.  O yazıda başta insanlık düşmanı ABD ve stratejik müttefikleri  İngiltere ve İsrail olmak üzere İslam topraklarını işgal altında  bulunduran bütün zalim güçlerin kendilerine karşı direnen Müslümanları  sindirmek için türlü insanlık suçları yanında ambargoyu da bir  silah olarak kullandıklarını ifade etmiş ve bizim de buna karşılık  boykotu etkili bir silah olarak kullanmamız gerektiğini vurgulamıştım.<span id="more-85"></span></p>
<p>Yazıda, Hz. İbrahim’in içine atıldığı  ateşi söndürmek gayesiyle gagasında su taşıyan serçe hikayesine  atıf yaparak, boykotun bizler için tarafımızı belirginleştiren  ve zulme, işgale, ifsada karşı duruşumuzu görünür kılan bir  eylem biçimi olduğunu dillendirmiş, bu boyutu yanında boykotun netice  veren ve zulüm odakları üzerinde caydırıcılığa sahip olan bir  yaptırım gücüne de sahip bulunduğunu rakamlarla ifade etmeye çalışmıştım.  Bununla ilgili olarak söz konusu yazının son bölümde şu ifadeler  yer almıştı:</p>
<p>Nitekim, yapılan araştırmalar şunu  göstermektedir ki, Müslümanların uyguladığı boykot sadece Türkiye’de  Amerikan menşeli ürünlerin satışını yüzde 13 nisbetinde düşürmüştür.  Zaten Türkiye’de görev yapan son ABD Büyükelçisi Eric Edelman,  Türkiye’den ayrılırken yaptığı açıklamada Türkiye Hükümeti’nden,  Amerikan ürünlerine karşı yürütülen boykot kampanyalarına karşı  önlem almasını istemişti.</p>
<p>Edelman, geçtiğimiz yıl (2005 yılı)  Haziran ayı başında Türk-Amerikan İş Konseyi&#8217;nin 20. kuruluş  yılı dolayısıyla Boğaziçi Üniversitesi&#8217;nde düzenlenen konferansta  yaptığı konuşmada, ABD şirketlerinin Türkiye&#8217;deki yatırımlarının  son beş yıldır çok düşük kaldığını, bunun da ABD mallarına  yönelik boykot çağrısı yapan fikirlerden kaynaklandığını, bu  fikirlerin susturulması gerektiğini; aksi taktirde iki ülke arasındaki  ilişkilerde kalıcı sorunlar ortaya çıkabileceğini belirtip, &#8220;Kamuoyunda  bu yıl başlarında, ABD şirketlerine karşı yapılan boykot çağrıları  gibi yanlış yönlendirilmiş fikirlere, çirkin başlarını kaldırdıkları  zaman karşı konulmalı. Çünkü bunlar, gerçek ve kalıcı zarar  verebilirler&#8221; şeklinde diplomatik kuralları da ihlal eden çirkin  ifadelerle boykottan rahatsızlığını dile getirmişti.</p>
<p><strong>Söz konusu yazıyı, “Zalimlerin  ambargosu varsa, bizim de boykotumuz var! demenin tam zamanıdır”  çağrısıyla noktalamıştım.</strong></p>
<div id="attachment_86" class="wp-caption alignleft" style="width: 225px"><a href="http://filistinicin.neyapabilirim.net/wp-content/uploads/medium-coca-cola-1.jpg"><img class="size-full wp-image-86" title="medium-coca-cola-1" src="http://filistinicin.neyapabilirim.net/wp-content/uploads/medium-coca-cola-1.jpg" alt="medium-coca-cola-1" width="215" height="215" /></a><p class="wp-caption-text">Emperyalizmin en önemli simgelerinden biri...</p></div>
<p>Özellikle İslam’a ve Müslümanlara  yönelik infial uyadıracak nitelikte büyük saldırılar olduğunda  boykot kampanyaları yaygın olarak gündeme gelmektedir. Ne var ki  gündemlerimiz çok hızlı değişmekte, duyarlılıklarımız zamanla  tazeliğini ve diriliğini kaybedebilmektedir. Boykotla ilgili duyarlılığımız  da zamanla küllenebilmekte, zaman zaman canlandırılan kampanyalar  giderek etkisini yitirebilmektedir. Oysa nasıl ki zalimler İslam’a  ve Müslümanlara düşmanlıklarında kararlı ve istikrarlılar, bizler  de zalimlere karşı mücadelemizde kararlı ve istikrarlı olmayı  bilmeliyiz. Onlar nasıl ki zulme ve işgallere boyun eğmeyen Müslümanlara  karşı ambargo politikalarında kararlı ve istikrarlı bizler de zalimlere  karşı boykotta kararlı ve istikrarlı olmayı bilmeliyiz.</p>
<p>Tabii ki boykot İslam’a ve Müslümanlara  karşı girişilen imha amaçlı saldırı ve işgaller karşısında  tek başına yeterli değildir. Müslümanlar elbette zalimlere ve işgallere  karşı siyasi ve kültürel alanda mücadelelerini sürdürecek ve  en başta da cihadı bayraklaştıracaklardır zalim ve gasıplar karşısında.  Aslolan, zalim ve gasıpları İslam topraklarından söküp atacak  olan, Kur’ani ilkeler ve Nebevi pratiğe sadık bir topyekün mücadelenin  verilmesidir. Fakat nasıl ki zalim ve gasıplar saldırılarını sürdürürken  aynı zamanda ambargoyu etkili bir silah olarak kullanmayı ihmal etmemekte  iseler, bizler de Müslümanların gücünü ortaya koymanın ve zalimlerin  ekoomik kaynaklarını zayıflatmanın araçlarından biri olarak boykotu  her zaman devrede ve diri tutmalıyız.</p>
<p>Bugünkü Sabah gazetesinde yayınlanan  “Coca-Cola büyüme planlarını Çin ve Türkiye&#8217;ye göre yapıyor”  başlıklı haber, son zamanlarda iyice küllenen boykotun önemini  anlamamız için önemli veriler içermektedir. Haberde konumuzla ilgili  çarpıcı bir bilgi öne çıkıyor. Coca Cola’nın Türkiye asıllı  CEO’su Muhtar Kent’in ağzından, Amerikalılar’ın gazlı içeceklerden  hızla vazgeçip su, soda ve çay içmeye başladıkları ve bunun da  Coca Cola ve Pepsi gibi gazlı içecek markalarının iç pazardan kar  elde edememeleri sonucunu doğurduğu ve söz konusu markaları ayakta  tutan ciroların ABD dışından geldiği (karlarını ABD dışındaki  ülkelerden elde ettikleri) bildiriliyor. Haberde şu çarpıcı ifadeler  yer alıyor:</p>
<p><strong>“Dünyanın en büyük içecek pazarı  olarak görülen ABD&#8217;de tüketicilerin şekerli içeceklerden uzaklaşarak  su ve çaya yönelmesi Coca-Cola ve PepsiCo. gibi şirketlerin cirolarında  önemli düşüşlere neden oldu. Ancak bu şirketlerin kazançlarının  büyük bir kısmını artık ABD dışı piyasalardan kazanmaları  oluşan kayıpların en aza inmesini sağladı. Gelen bilgilere göre  Coca-Cola cirosunun yüzde 78&#8242;ini yurtdışı satışlarından sağlıyor.”</strong></p>
<p><a href="http://filistinicin.neyapabilirim.net/wp-content/uploads/ibrahimsoydanerden_hussoloji_cgt_coca-cola.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-87" title="ibrahimsoydanerden_hussoloji_cgt_coca-cola" src="http://filistinicin.neyapabilirim.net/wp-content/uploads/ibrahimsoydanerden_hussoloji_cgt_coca-cola-294x300.jpg" alt="ibrahimsoydanerden_hussoloji_cgt_coca-cola" width="294" height="300" /></a>Coca Cola ve Pepsi’nin en çok satıldığı  ülkeler arasında başta Türkiye olmak üzere bazı “İslam ülkeleri”nin  de yer aldığını hatırlarsak, boykotu diri tutmanın ve yaygınlaştırma  gayreti göstermenin önemi bir kere daha ortaya çıkmaktadır. Coca  Cola ve Pepsi, isimleri ABD emperyalizmiyle adeta özdeşleşmiş markalar.  Bunların zayıflatılması, ABD emperyalizmine ve onun İslam coğrafyasındaki  ileri karakolu siyonist işgalciye sadece ekonomik zarar vermekle de  sınırlı kalmayacaktır. Coca Cola’nın, Pepsi’nin, Mc Donald’s’ın  zayıflatılıp büyük karlardan mahrum bırakılması emperyalizm  ve siyonizme ekonomik olduğu kadar kültürel ve moral açıdan da  darbe olacaktır.</p>
<p>Sözün özü: Boykota gereken önemi  verelim, tepki ve direncimizde kararlı ve istikrarlı olalım. Unutmayalım  ki emperyalizm ve tetikçisi siyonizm, işgal, saldırı ve ambargolarında  kararlı oldukları için bugün Iraklı kardeşlerimiz gündelik geçimlerini  sürdürebilmek için böbreklerini ve sair organlarını satmak zorunluluğuyla  karşı karşıya kalabiliyor. Zalim ve gasıpların bu kararlılığı  bugün Gazze’de yakıtın tamamen tükenmesi ve fırınların ekmek  pişirecek yakıt dahi bulamaması sonucunu doğuruyor. Bu durumda bizler  de zalim ve gasıplara karşı duruşumuzda, direnişimizde ve bu direnişin  bir parçası olan boykotumuzda kararlı ve istikrarlı olalım. Zalim  ve gasıplar karşısında boykotumuzu taze ve diri tutmaktan vazgeçmeyelim.</p>
<p><strong>Şükrü HÜSEYİNOĞLU</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filistinicin.neyapabilirim.net/boykotun-onemini-kavrayamayanlara/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
