Hakkında
Filistin, müslüman dünyanın neredeyse bir asırdır en önemli gündem maddelerinden birini oluşturuyor. İşgaller, yıkımlar ve sürgünlerle örülü bu bir asırlık süreçte Filistin’li müslümanlar çevrelerindeki kardeşlerinden yardım alsalarda çoğunlukla yalnız bırakıldılar veya yeterince destek göremediler. Aslında bu durumun temel nedeni müslümanların ümmet ruhunu kaybetmeleri ve her coğrafyanın yakıcı başka sorunlarla yüzleşmesiydi diyebiliriz. Ancak Filistin sorunu son çeyrek asırdır müslümanların gündeminde iyiden iyiye ağırlığını artırdı ve önemi daha iyi anlaşıldı.
Müslüman toplumlarda egemen olan yönetimlerin çoğunlukla küresel emperyalistlerle işbirliği nedeniyle sessizliğine rağmen, halk için Filistin her zaman güncel ve diri bir konu olmaya devam ediyor.
Bugün Filistin bir kez daha topyekun bir saldırı ve işbirlikçilerin ihanetleriyle karşı karşıya kalsa da müslüman kamuoyu elinden gelen bütün desteği her platformda vermeyi -bu nedenle- sürdürüyor.
Ancak söz konusu desteği daha belirgin ve nitelikli hale getirmek bugün her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Bu desteği daha nitelikli ve sonuç alıcı hale getirebilmek içinse önce bakış açımızı yenilememiz, Filistin sorununa yaklaşımımızı değiştirmemiz gerekiyor.
Filistin sorunu her ne kadar ortadoğudaki savaşın / işgalin bir adı gibi görünse de aslında müslüman dünya ile emperyalist güçlerin mücadelesi olarak okunmalı. Çünkü İsrail olarak tanımladığımız düşman taraf, arkasında küresel güçlerin desteğini ve dolayısıyla onayını alarak eylemlerini sürdürüyor. Aynı emperyalist ittifak düşman olarak tanımladığı Filistin’i sadece o bölgedeki araplar olarak görmediği için bütün bir ortadoğu üzerine planlar yapmaktan kaçınmıyor, küresel terörizm adı altında askeri gücünü dünyanın her noktasına sevk edebileceği tehditlerini savuruyor.
İşte bu durum Filistin sorunun diğer tarafı olan biz müslümanlar ve adaletin tarafında kendini konumlandırmış sağ duyulu insanlar olarak problemi “siyonizmin yok edilmesine” indirgeyemeyeceğimizi ve düşmanın sadece İsrail’den ibaret kalamayacağını gösteriyor. Düşman, bütün dünyada -özellikle son yüzyılda- varlığını bazen fiziki ama çoğu kez ekonomik araçlarıyla hissetiren emperyalist sistemin ta kendisidir.
Peki sorunun ve düşmanın ‘doğru’ tanımı mücadele için yeterli bir adım olarak görülebilir mi?
Kuşkusuz bu tanım doğru bir mücadele yöntemiyle birleştirilmedikçe öfkemiz bir anlam ifade edemeyecek, tepkilerimiz yerine ulaşamayacaktır. Gerçekçi fakat ufku geniş bir kavga metodunu benimsemeden Filistin sorununu ve bu sorunun bir parçası olduğu küresel işgalleri durduramayacağımızı bilmeliyiz.
İşte bu site mücadele yöntemimizi “Filistin özelinde de olsa” genel olarak nasıl belirlememiz gerektiğini ortaya koyma adına oluşturulmuştur. Elbetteki bu oluşum doğrudan bir hareket yöntemi ortaya koyamasa da buna dair ipuçlarına yer verecek ve okuyucunun sadece Filistin için değil dünyadaki bütün emperyalist saldırganlıklara karşı nasıl tavır alabileceğine dair işaretleri aktaracaktır.
Gayret bizden,
başarı ise “sadece” ALLAH’tandır.


